Putperstliğin en dehşetli bir devrini yaşadığı ve kopkoyu bir cehalet karanlığının insanlığı istila ettiği bir zamanda, Allah’ın izniyle gelerek tevhid inancını âleme ilan eden Kâinatın Efendisi Sevgili Peygamberimiz (asm); “Lailahe illallah” dâvâsından vazgeçirilmek için her türlü cazip tekliflere muhatap ediliyor, netice alınamayınca da her çeşit işkence, baskı ve zulümler uygulanarak yolundan döndürülmeye çalışılıyordu.

Ancak, Allah Resulünün dâvâsında zerre miktar taviz yoktu. “Ya bu dini ben dünyaya hâkim kılarım ya da bu yolda ölürüm.”diyordu. Hiç bir engel tanımıyordu. Önce gelen peygamberler gibi çile ile yoğrulmuş mukaddes bir dâvâyı üstlenmişti. En bunaldığı zamanlarda bile, putperst Mekke müşriklerine pes etmiyor, hak ve doğru bildiği dâvâsında asla tavize yanaşmıyordu.

Nihayet çileli yıllar bitmiş, hicret etmeye mecbur bırakıldığı Medine-i Münevvere’den on bin kişilik İslâm ordusuyla, muzaffer bir kumandan olarak Mekke’ye gelmiş ve kan dökülmeden doğduğu şehri fethetmeye muvaffak olmuştu. Kâbe’nin içindeki ve dışındaki bütün putları imha etmiş ve tevhid bayrağını hem kalplere ve gönüllere, hem de kâinatın en yüksek burcuna dikmişti. Ezan-ı Muhammedî de onun sembolü olmuştu. Tavize izin vermeyen hak bir dâvâ, böylece bâtıla galip gelmişti.

Mukaddes dâvâların kaderi hep böyleydi. Bütün peygamberler bu kaderi yaşamıştı. Onların ümmetleri de çileler, ızdıraplar, işkence ve eziyetler görmüş, fakat gittikleri yolda asla dinlerinden pişmanlık duyar gibi tavize yanaşmamışlardı.

Son peygamberin (asm) dâvâsına vâris olan âlimlerin ve mücedditlerin durumları da onlardan farklı değildir. Meşakkat, çile, eza ve cefa onlardan da eksik olmamıştır. Allah’ın hikmetidir ki, hak dâvâların kaderi hep böyledir. Bizim ise, onlardan alacağımız çok derslerimiz vardır.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-SAmi Cebeci videoları)