Şeriatı meşrutiyet kuvvetiyle i’lâ, meşrutiyeti de şeriat kuvvetiyle ibka etmeyi savunan ve bütün geçmişteki fenalıkların şeriata muhalefetten kaynaklandığını söyleyen ve cumhuriyet döneminde çıkarıldığı Eskişehir mahkemesinde dindar bir cumhuriyetçi olduğunu ilan eden ve dört halife dönemindeki idarî modelin adı konmamış dindar bir cumhuriyet olduğunu ifade ederek, savunduğu fikirlerine delil gösteren Bediüzzaman; demokratlık ve hürriyet-i vicdan meselelerinin yorumunu yaparak, İslâm dininden medet alan gerçek bir demokrasiyi savunmaktan da geri kalmamıştır. Bu vesileyle, asrın söz sahibi kimliğiyle Müslüman kitlelere, içtimai konularda doğru bir rehberlik yapmıştır.

Tarihî seyri içinde hal bu merkezde iken, hariçteki bir kısım İslâm âlimlerinin fikirlerine kapılarak Bediüzzaman’a kulak tıkayıp; İran, Afganistan veya Arabistan gibi ülkelerin idarî modellerini İslâmî zannederek, bir takım radikal ve fanatik grupların taşkınlıkları yüzünden, İslâm dinine hizmet veren cemaatler ve tarikatlar töhmet altında bırakılamaz.

Hem de, Türkiye başka ülkelere kıyaslanmamalıdır. Zira, müspet hareket dersi veren ve dahildeki cihadın maddi değil, manevi tahribatı tamir şeklinde olduğunu öğreten Bediüzzaman’ın fikirleri, geniş halk kitlelerine ve diğer bütün İslâmî grup ve cemaatlere mal olmuştur. Bu itibarla; hiç bir kesimde, ülkede yeni bir 31 Mart olayı endişesi olmaması lazımdır ve gereksizdir. Uluslar arası karanlık güç merkezlerine taşeronluk yapanlar varsa, onlar ancak kendilerini bağlar ve bedeline de katlanırlar.

Fakat, lüzumsuz endişeler yüzünden dininin icaplarını yaşamaya çalışanlara baskı yapılması, devlet millet kaynaşmasına mani olur, gerginliği arttırır, itiş kakışlara sebep olur. Sebep olanlara da manevi mes’uliyetler yükleyerek, âhirette dehşetli azaplara ve cezalara çarpılmasına sebebiyet verir. Bu ise, inancı olan hiç kimsenin göze alamayacağı acıklı bir akıbettir.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)