Yaşadığımız çağa mührünü ve asra damgasını vuran Bediüzzaman Hazretlerinin vefatının üzerinden henüz on sene geçmişti. Komünizm afeti bütün dehşetiyle dünyayı kasıp kavuruyor, solculuk cereyanları kendisine rahatça taraftar topluyor ve inançsız insanlar dinsizliklerini her vesileyle etrafa saçmaya devam ediyorlardı. Altmış sekiz kuşağı denilen bir kısım sol görüşlü gençlik, okullar içinde çeşitli isimler altında faaliyetlerini sürdürüyor ve gençlik hareketleri için için kaynıyordu.
Dinden nasipsiz yetişen, hürmet, merhamet ve itaat duyguları kaybolmuş, kanun ve nizam tanımayan bu gençlerin karşısına bir kısım sağcı gençler dikilmiş, sağ-sol çatışmalarıyla ortalık toz duman olmuştu. Devletin asayiş ve emniyeti, toplumun huzur ve güveni bozulmuştu. Devletin kolluk kuvvetlerinin yapması gereken vazifeyi, sivil ve sağ görüşlü gençlik örgütlerinin üstlenmesi, emniyetin teminini daha da zorlaştırıyordu.
Risale-i Nur eserlerinden aldıkları dersle, dahildeki cihadın ihlâs sırrıyla, manevi tahribatı, manevi tamir şeklinde anlayan ve asayişi bozacak her türlü menfi hareketlerden kaçınan ve bir cihette bu hizmetleriyle dahildeki asayiş ve huzurun manevi bekçiliğini yapan ve iman kurtarma vazifesine hayatlarını adayan Nur Talebeleri; sağcı gençler tarafından pasif ve korkak olmakla suçlanıyor ve tahkir ediliyorlardı. Fakat, onların bu ithamları çok önemli değildi. Çünkü, asıl olan Bediüzzzaman Hazretlerinin ortaya koyduğu Kur’an ve Sünnete dayalı düstur ve prensiplere uymak daha önemliydi.
1970 tarihinden itibaren devam eden iman hizmeti, Nur Talebelerinin çok aktif ve hareketli yıllarıydı. Birlik ve beraberlik içinde, iman hakikatlerine hizmet etme heyecanı zirve yapmıştı. Böyle bir atmosferde hizmetler çığ gibi büyüyor ve nice insanların imanları kurtuluyordu. Atmaca kuşunun serçeye musallat olması, serçe kuşunun uçma kabiliyetinin artmasına vesile olduğu gibi; hariçten gelen saldırılar da bünye içindeki ittihadın kuvvetlenmesine, iman kurtarma gayretinin kamçılanmasına vesile oluyordu.
Bu heyecan, şevk ve hizmet tablosu bütün hızıyla 1980 yılına kadar devam etti. 12 Eylül 1980 tarihinde askerler tarafından yapılan ihtilâl ile birlikte, aldatmakla iş gören bir zihniyetin, yanıltıcı darbeleriyle Nur Talebelerinde, on bir sene sürecek bir fetret dönemi başladı. Sanki tarih tekerrür ediyordu. Padişah Yıldım Beyazıt’ın Timur’a mağlûp olmasından sonra, çok uzun zamanlarda meydana gelen Osmanlı devletinin gücü, kardeş kavgalarıyla harap edilip, on bir sene süren Fetret Dönemi gibi, Nur dairesinde de arka arkaya gelen dahili ve harici darbelerin tesiriyle birlik bozuldu ve üç büyük sarsıntı geçirdi. Bu arada, resmi ideolojinin bekçiliğini yapanlar tarafından uygulanan psikolojik savaş, şevklerin kırılmasına ve aradaki güvenin sarsılmasına sebep oldu. (Devamı yarın)
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci ile Risale-i Nur dersleri) (YouTube-Sami Cebeci ile her akşam canlı Risale-i Nur dersleri)

