(Dünden devam)

Telif ettiği ve Risale-i Nur adını verdiği Kur’an tefsirlerini, hizmetini ve asıl gayesini bir türlü anlayamayan veya anlamak istemeyenlere karşı Bediüzzaman Hazretleri “Ey muhataplarım! Ben çok bağırıyorum. Zira, on üçüncü arın minaresinin başında durmuşum, sûreten medeni ve dinde lâkayt ve fikren mazinin en derin derelerinde  olanları camiye dâvet ediyorum. İşte, ey iki hayatın ruhu hükmünde olan İslâmiyeti bırakan iki ayaklı mezar-ı müteharrik bedbahtlar! Gelen neslin kapısında durmayınız. Mezar sizi bekliyor, çekiliniz. Tâ ki, hakikat-i İslâmiyeti hakkıyla kâinat üstünde temevvücsâz edecek (dalgalandıracak) olan nesl-i cedit (yeni nesil) gelsin…” (Münâzarât) çağrısını yapmaktadır.

Gerçekten son iki yüz yıldır, yani Tanzimat olayından bu yana, özellikle Osmanlı devletinin yıkılmasından günümüze kadar geçen zamanlar içinde, din ve dindarlar aleyhinde yapılan planlı ve programlı yıkımlar yüzünden, melez bir Müslümanlık anlayışı milletimizi kasıp kavurmaktadır. “Kendi yürüyüşünü terk etti, başkasının yürüyüşünü de öğrenemedi.” kaidesine düşen milletimiz, ne Avrupalı bir hayat tarzına tam girebildi ve ne de tam bir Müslüman olarak hayat yaşayabildi. Görünüşte herkes Müslüman ama yaşantısında ise mümin ve Müslümanca bir hayat, yok denecek kadar az melez bir toplum olduk. Bu hal ise, ne dünya ve ne de âhiret saadetimizi temin edecek gibi görülmüyor.

İşte, böylesine melez ve garip bir durum içinde , çok kuvvetli iman derslerine muhtaç fertlerin imdadına  bir Hızır gibi yetişen Risale-i Nur tefsirleri ve onları okuyan Nur Talebeleri, çok büyük bir sorumluluk ile karşı karşıya olduğu açık bir gerçektir. Hem doğru Müslümanlığı yaşamakla hem de tebliğ ettiği İslâm dininin prensipleriyle, bu melez Müslümanlık yaşantısının üstesinden gelmek büyük bir vazife olarak görülüyor.

Bahsi geçen hakikati Bediüzzaman Hazretleri şöyle ifade ediyor: “Eğer biz doğru İslâmiyeti ve İslâmiyete lâyık doğruluğu ef’alimizle izhar etsek, elbette sair dinlerin tâbileri cemaatlerle İslâmiyete girecekler. Hatta, küre-i arzın bazı kıt’a ve devletleri bile fevc fevc İslâmiyete dehalet edeceklerdir.” Ayrıca “Her bir Nur Talebesi yalnız kendi imanını kurtarmakla değil, başkaların da imanlarını muhafaza etmekle mükelleftir.” Bu ve benzeri hakikatlerin hiçbir zaman unutulmaması ve hayatımızın her alanında uygulanması, vazgeçilmez bir hizmet anlayışımız olmalıdır.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci ile Risale-i Nur dersleri) (YouTube-Sami Cebeci ile her akşam canlı risale-i Nur dersleri)