(Dünden devam)
Kâinatın Efendisi Sevgili Peygamberimizin (asm) âhiret âlemlerine hicret etmesinden sonra gelen ümmeti, Onun Kur’an ve Sünnet yolunu takip etti. Özellikle dört halife dönemi, sonraki asırlara en güzel bir örnek oldu. Adalet, hürriyet ve meşveretin hâkim olduğu o döneme Asr-ı Saadet denildi. Daha sonraki dönemlerde, İslâm adına bir çok medeniyetler kuruldu ve dünyaya örnek oldular.
Bu medeniyetler en başta Endülüs, Selçuklu ve Osmanlı medeniyetleri dünyanın gözünü kamaştırdı. Bu parlak medeniyet ışıklarının arasında meydana gelen bir kısım olumsuzluklar arada kaybolup gitti. Artılar eksileri süpürdü. Güzellikler çirkinliklere galip geldi.
Evet, İslâm tarihinin ortaya koyduğu bu altın sayfalar, hep Kur’an ve Sünnete bağlı kalmanın sonuçlarıydı. Ne zaman bu gerçeğe sırt dönüldü, o zaman sıkıntılar birbirini kovaladı ve tarih sahnesinden çekilmek zorunda kalındı. Kurtuluş yine aslımıza ve köklerimize dönmektedir. Bu dönüşte, demokrasi ve cumhuriyeti dışlamaya değil, tam tersine İslâm adına onlara daha fazla sahiplenmeye ihtiyacımız vardır. Zira, vahyin ürünü olan İslâm dininin insanlığa getirdiği hak ve hürriyetlerle, aklın ürünü olan demokratik hak ve hürriyetler arasında büyük benzerlik ve paralellik vardır.
İslâm dini, inanç ve ibadet hürriyeti getirmiştir. Farklı dine mensup olanlara, zorla din değiştirtmeyi “Dinde zorlama yoktur.” ayetiyle yasaklamıştır. Yine dinimiz, aklın, malın, canın, neslin ve dinin korunmasına çok önem vermiştir. Getirdiği had cezaları, tamamen bu ve benzeri insan haklarını korumak içindir. Modern hukuk da bu hakları korumak için ceza kanunları çıkarmıştır. Fıtratta değil, hukuk önünde eşitlik İslâm dininin en temel prensibidir. Adalet önünde, padişah ile bir fakir adam birdir. İslâm tarihi bunun sayısız örnekleriyle doludur.
İslâm dininde hak, haktır. Küçüğüne büyüğüne bakılmaz. Bir insanın yaşama hakkı, bütün insanlığın yaşama hakkıyla eşdeğer görülmüştür. Bir insanın hayatı, bütün insanlık adına da olsa feda edilemez denilmiştir. Kendi rızası ile olsa, o başkadır. O bir fedakârlıktır. Halbuki, gaddar medeniyet “Cemaatin selâmeti için fert feda edilir. Vatanın selâmeti için şahısların hukuku nazara alınmaz. Devletin siyasetinin selâmeti için cüz’i zulümlere bakılmaz.” diye, dehşetli zulümlere fetva verir.
Yine aksi ispat edilene kadar her insan borçsuz ve suçsuz kabul edilmiştir. Beraat-i zimmet asıldır. Suçun şahsiliği prensibi va’z edilmiştir. “Birisinin günahı ve hatasıyla, başkaları suçlanamaz.” denilmiştir. Hülâsa; “Bir karıncaya bile bilerek basmayınız.” emreden bir dinin, insan haklarına verdiği değer zirve noktadadır. Asırlardan beri deneme yanılma yoluyla insanlık ona ulaşmaya çalışmaktadır. Nihayet varacağı yer ise İslâm’dır.
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları) (YouTube-Sami Cebeci ile her akşam canlı Risale-i Nur dersleri)

