(Dünden devam)
Bediüzzaman Hazretleri, büyük Deccal olan komünizmin şahs-ı manevisine karşı mücadele edenin kim olduğunu şöyle ifade ediyor: “O dehşetli Deccalı öldürebilecek, mesleğini değiştirecek; ancak hârika ve mucizatlı ve umumun makbulü bir zat olabilir ki: O zat, en ziyade alâkadar ve ekser insanların Peygamberi olan Hz. İsa Aleyhisselâmdır.” (Şualar s. 506)
Evet, İslâm Deccalı olan Süfyan lâkaplı bid’akâr rejimin tahribini tamir ile vazifeli olan Hz. Mehdi ve temsil ettiği cemaatinin şahs-ı manevisinin, Allah’ı inkâr cereyanına karşı, Hristiyan ruhanileri ile iş birliği ve ittifakları söz konusu olacaktır. Zira “Deccalın teşkil ettiği dehşetli maddiyunluk ve dinsizliğin azametli heykeli ve şahs-ı manevisini öldürecek ve inkâr-ı Uluhiyet olan fikr-i küfrisini mahvedecek ancak İsevî ruhanileridir ki, o ruhaniler, din-i İsevinin hakikatini hakikat-i İslâmiye ile mezcederek o kuvvetle onu dağıtacak, manen öldürecek. Hatta “Hz. İsa (as) gelir, Hz. Mehdiye namazda iktida eder, tâbi olur.” diye rivayeti bu ittifaka ve hakikat-i Kur’an’iyenin metbûiyetine ve hâkimiyetine işaret eder.” (Şualar s. 507)
Ehl-i Sünnet âlimlerinin ve Şiilerin İmam-ı Muntazır (beklenen imam) inancı bâtıldır demelerini ve az bir kısım Hanefi âlimlerinin “Mehdi yok, yalnız İsa (as) var.” fikirlerini delil göstererek, Mehdi hakikatinde şüpheye düşmek gerçek anlamda büyük bir hatadır. Bediüzzaman “Her asırda Mehdi mânâsına ümmetin fıtrî ihtiyacına binaen beklemişler. Ve bir kaç vecihde rivayetlerin delâletiyle bir kaç mehdi, belki her asırda bir nevi mehdi sadât-ı Ehl-i Beyt’ten geleceği ümmetçe kabul edilmiş.” (Şualar s. 363) demiştir.
Evet, Hz. İsa (as) ve Mehdi, müttehit ve müttefik iki misyondur. Biri komünizme, diğeri Süfyan rejimine karşı mücadele veren ve onların tahribatlarını tamir edecek olan iki cereyandır. Fakat, Hz. İsa (as) geldiği zaman bir peygamber sıfatıyla gelmeyecektir. Peygamber Efendimizin ümmetinden bir fert olarak vazife görecektir. “Hem âlem-i insaniyette inkâr-ı Ulûhiyet niyetiyle medeniyet ve mukaddesât-ı beşeriyeyi zir-ü zeber eden Deccal komitesini, Hz. İsa’nın (as) din- i hakikisini İslâmiyetin hakikatiyle birleştirmeye çalışan hamiyetkâr bir İsevî cemaati nâmı altında ve “Müslüman İsevîleri” ünvanına lâyık bir cemiyet, o Deccal komitesini, Hz. İsa’nın (as) riyaseti altında öldürecek ve dağıtacak, beşeri inkâr-ı Ulûhiyetten kurtaracak.” (Mektubat s. 426)
Ayrıca “Hazret-i Mehdinin cemiyet-i nurâniyesi, Süfyan komitesinin rejim-i bid’akârânesini tamir edecek, yani âlem-i İslâmiyette Risalet-i Ahmediyeyi (asm) inkâr niyetiyle Şeriat-ı İslâmiyeyi tahribe çalışan Süfyan komitesi, Hz. Mehdi cemiyetinin mucizekâr manevi kılıcıyla öldürülecek ve dağıtılacak.” (Mektubat s. 426)
Evet, 20. asırda yaşanan bütün hadiseler çok şeylerin gerçekleştiğini açıkça gösteriyor. Fakat bu dünya imtihan yeridir ve bazı hakikatler perdelidir. İmtihan sırrı bunu gerektirmektedir. Bir kısım hakikatler gerçekleşmiştir, bir kısmı da biraz daha zamana bağlıdır. Bu itibarla, büyük Deccal komünizmin yıkılmasından dolayı hâlâ Hz. İsa (as) ve Mehdi beklentisi içinde olmanın pek anlamı kalmamaktadır.
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları) (YouTube-Sami Cebeci ile her akşam canlı Risale-i Nur dersleri)

