Allah’ın (c.c. Adl, Âdil, Hakem ve Hak isimlerinin yeryüzünde bir tecellisi olan hukuk, sadece insanlar arasında değil, hayvanlar ve cansızlar âleminde bile varlığını gösterir.

Her hak sahibine hukuk-u hayatını veren Cenab-ı Hak, âleme koyduğu fıtrat kanunlarına riayet etmeyen vahşi hayvanlara, gerekli cezasını vererek adaletle hükmettiğini gösterir. Bediüzzaman Hazretlerinin verdiği örnekte olduğu gibi, anne ceylanı parçalayarak yavrularına yem yapan bir kaplan, avcıların kurşunlarına hedef olarak cezasını hayatıyla öder. Zira, vahşi hayvanların helâl rızıkları ölmüş hayvanların etidir. Bir başka verdiği örnek de, haksız yere bir sineği öldüren bir çocuk, düşüp başı kırılırsa, o da cezasını böyle görür. Şefkat hissine aykırı etmenin elbette bir bedeli vardır.

İnsan âleminde ise hukuk her şeyin üstündedir. Cenab-ı Hak, kitap gönderdiği bütün peygamberlerle, İlâhi adaletin tecellisi olan şeriat kanunlarını va’z etmiş ve onlarla ferdin ve cemiyetin hukukunu tesis etmiştir. Bir insanın yaşama hakkını ise, bütün insanların yaşama hakkıyla eş değer tutmuştur. “Haksız yere bir masum insanı öldüren, bütün insanları öldürmüş gibidir.” ferman ederek, insan hayatına verdiği değeri göstermiştir.

Bu gün insan hakları olarak tanımlanan ve İslâm dininde kul hakları şeklinde ifade edilen haklar manzumesine, modern dünya hâlâ erişebilmiş değildir. Ana baba haklarından çocuk haklarına, komşu haklarından devletler arası hukuka kadar, her meselede İslâm dininin koyduğu ölçüler vardır. Bunları bizzat nefsinde ve cemiyette uygulayan Allah Resulü (asm), Veda Hutbesinde bunların bir kısmından bahsederken, vefatından önce “Kimin bende alacağı varsa, işte malım gelsin alsın. Kimin sırtına vurmuşsam, işte sırtım gelsin vursun. Ben Rabbimin huzuruna  kul hakkıyla varmak istemem.” buyurmuştur.

İslâm dininin hak noktasındaki hassasiyetini bilen âdil hâkimler, İslâm tarihi boyunca adalet dağıtmışlar ve onların karşısında devlet başkanları bile titremişlerdir. Hazret-i Ömer’in (r.a.) bir Hristiyan ile muhakeme olması, Hazret-i Ali’nin (r.a.) bir Yahudi ile mürafaası ve her ikisinin karşısında olan Hristiyan ve Yahudi’nin haklı bulunması; Sultan Fatih’in bir Rum mimarının elini haksız olarak kestirmesi sonucu, ilk İstanbul hâkimi olan Hızır Bey Çelebi tarafından kısas olarak elinin kesilmesine karar vermesi, İslâm adaletinin göz kamaştıran tarihî örnekleridir.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-sami Cebeci videoları)