Mahiyeti nihayetsiz acz, fakr, naks ve kusurdan yoğrulan insanın, zaman zaman yanlışlara düşmesi fıtratının gereğidir.
Gaffar isminin muktezası olarak, yarattığı kullarının hata ve kusurlarını affetmek isteyen Rabbimiz, bilerek veya bilmeyerek işlediğimiz günahlardan pişman olarak tövbe ve istiğfar edip manen temizlenmeyi emrediyor.
Ancak, her vesileyle insanı Allah’tan uzaklaştırmaya ve kendisine cehennemde arkadaş yapmaya çalışan şeytan; insanın kusur ve kabahatini, hata ve yanlışını kusur olarak göstermek istemez. Bin bir tevillerle, avukat gibi nefse kendini müdafaa ettirir. Zira, kusurunu görse istiğfar eder, tövbe eder ve böylece affa müstehak olur. Şeytan, kusuru kusur olarak göstermez ki, affa müstehak olmasın.
Hatadan dönmek, büyük bir fazilet ve mazhariyettir. Nefsini ve enâniyetini mağlûp eden kâmil insanlar, her vakit işlediği hata ve kusurlarını görür, tövbe ve istiğfarla Allah’a iltica eder ve şeytanın tuzağına düşmekten kurtulurlar.
Geçmiş ve gelecek bütün hataları Rahmet-i İlâhi tarafından baştan bağışlandığını öğrendiğimiz Sevgili Peygamberimiz (asm), günde yetmiş defa istiğfar eder, Allah’tan bağışlanmasını dilerdi. Bin cihetten günahların etrafımızı sardığı ve on dört asırdan beri ümmetin şerrinden Allah’a sığındığı âhirzaman fitneleri içinde bizlerin ne kadar istiğfar ve tövbeye muhtaç ve mecbur olduğumuz açık bir gerçektir. (Devamı yarın)
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları) (YouTube-Sami Cebeci ile canlı Risale-i Nur dersleri)

