Bediüzzaman Hazretlerinin vefatının üzerinden altmış beş yıl gibi bir zaman geçti. Bu yıllar içinde nice şevkli zamanlar, bazen de hüzünlü yılları yaşayarak geldik. Hariçten yapılan baskı ve dayatmalar cemaatin şevkini arttırırken, içimize karışan parmakların tesiriyle dahilde meydana gelen tartışmalar, iman hizmetinde gevşemelere sebep oldu. Ülkemizi maddi ve manevi cepheleriyle tahrip eden ihtilâl ve darbelerin dalgaları, diğer İslâmî cemaatleri ve sol toplulukları etkilediği gibi, Risale-i Nur hareketine gönül veren iman hizmetkârlarına da tesir etti.
Özellikle, 12 Eylül 1980 ihtilâliyle ortaya çıkan ve onun ürünü olan ve dört eğilimi birleştirdik iddiasını güden Anavatan Partisi, geniş seçmen kitlelerinde şaşkınlıklara yol açtı. Bu arada, resmi ideoloji ile barışmayan ve ona teslim olmaya yanaşmayan Risale-i Nur’un hakiki talebelerinin önünü kesme hareketi olarak ortaya çıkan ve devlet destekli cereyanlar türedi. Bu uzun zamanlar içine, adeta bir asırlık olaylar sığdırıldı. Baş döndürücü olaylar, çok kısa aralıklarla arka arkaya geldi.
Bediüzzaman Hazretlerinin müspet iman hizmeti ve onunla bağlantılı siyasi ders ve tespitleri, hem devlet hem de millet nezdinde çok tartışıldı. Sağlığında olduğu gibi, vefatından sonra da, Bediüzzaman ve talebeleri yüzlerce hatta binlerce defa yargılandı. Fakat, hem cumhuriyet mahkemeleri hem de kamu vicdanında berat etti.
Şimdi ise, onun adına mevlitler okutuluyor, milletler arası sempozyumlar yapılıyor, dünya üniversitelerinde kürsüler kuruluyor. Bediüzzaman, bütün İslâmî cemaatler tarafından kabul gördü ve gönüllerin sultanı oldu. Onun kudsi dâvâsını ve cadde-i kübra olarak tanımladığı meslek ve meşrebini, kendilerine mukaddes bir emanet olarak kabul eden Risale-i Nur’un hakiki talebeleri, o mesleğe bağlı kalmanın bedellerini ödeyerek geliyorlar. Yıkılmadan ayakta kalmayı başardılar. Her türlü maddi ve manevi sıkıntılar, onları bağlı oldukları meslekten ayıramadı. Olaylar karşısında sarsılmadan ve doğru bildikleri meselelerde sebat etmeleri, onlara itibar kazandırdı. Olduğu gibi görünmek ve göründüğü gibi olmak onların itibarını arttırdı. Yeni Asya bu ekolün bayrağıydı. Zalimlere boyun eğmeyenlerin sesiydi o. Ne çileler ve zahmetler çektiği halde, baskıcı ve dayatmacı zihniyetlere teslim olmamıştı. (Devamı yarın)
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci ile Risale-i Nur dersleri) (Sami Cebeci ile her akşam canlı Risale-i Nur dersleri)

