Bediüzzaman Hazretleri, topuz olarak nitelendirdiği siyaset ve devlet gücüyle toplumu dindar yapmaya çalışmanın da doğru bir metot olmadığını şu tespitleriyle ortaya koyuyor: “Topuz böyle bir zamanda kalbi ıslah etmez. O vakit küfür (inkâr) kalbe girer, saklanır, nifaka inkılap eder. Hem nur, hem topuz; ikisini bu zamanda benim gibi bir âciz yapamaz. Onun için bütün kuvvetimle nura sarılmaya mecbur olduğumdan, siyaset topuzu ne şekilde olursa olsun bakmamak lâzım geliyor.” ( Lem’alar s. 269)
Bahsi geçen hassasiyetini başka bir surette nazara veren Bediüzzaman “Nur Risalelerinin ve Nurcuların siyasetle alâkaları yok. Ve Risale-i Nur rıza-i İlâhiden başka hiç bir şeye alet edilmediğinden, mümkün olduğu kadar Risale-i Nur mensupları, içtimai ve siyasi cereyanlara karışmak istemiyorlar. Yalnız Sebilürreşad, Doğu gibi mücahitler iman hakikatlerini ehl-i dalâletin tecavizatından muhafazaya çalıştıkları için, ruh-u canımızla onları takdir ve tahsin edip onlarla dostuz ve kardeşiz. Fakat siyaset noktasında değil. Çünkü, iman dersi için gelenlere tarafgirlik nazarıyla bakılmaz. Dost düşman derste fark etmez. Halbuki siyaset tarafgirliği, bu mânâyı zedeler.” (Emirdağ Lâhikası s. 545)
Bu nokta-i nazardan, hürriyetçi ve demokrat bir kimliğe sahip olan Adnan Menderes ve Demokrat Partiyi, Bediüzzaman’ın niçin öne çıkardığı ve diğer partilere niçin iltifat etmediği daha iyi anlaşılıyor. Özellikle, redd-i miras etmeyen ve altı oku amentünün şartları gibi sahiplenen Halk Partisine karşı sadece tavsiyelerde bulunup, ona karşı sert tutumunu vefat edene kadar muhafaza eden Bediüzzaman’ı iyi anlamak icap ediyor. Zorlama tevillerle kafaları karıştırmamak bir mecburiyet ve bir vazife olarak görülüyor. Aksi takdirde manevi mes’uliyet söz konusu olur ve arkasından meslekten sapmalar da olur.
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları)

