Akdeniz sahillerinden itibaren Ege, Marmara, Kuzey Anadolu fay hattı, Doğu Anadolu ve oradan Bingöl’e kadar uzanan fay hatlarıyla, Anadolu toprakları tam bir deprem kuşağıdır.
17 Ağustos 1999 tarihinde, 7,4 şiddetindeki Marmara depremiyle yer sarsıntıları Türkiye’nin gündemine tamamen oturmuştu. Her depremden sonra uzmanlar uzun uzadıya ekranlarda bu olayları tartışmayı gelenek haline getirdi. Söylenenler öncekilerin tekrarından başka bir şey değil. Ancak, daha tuhaf olanı, Allah’ın ilmi ve iradesi dışında bir yaprak bile dalından düşmezken, deprem hadisesini bir doğa olayı olarak gösterip tabiata bağlamalarıdır. O zaman malını ve hayatını kaybedenlerin durumu ne olacak? Halbuki, İslâm dininin bize öğrettiği ise, böyle hadiselerde ölen müminlerin manevi şehit ve kaybettiği malları da sadaka hükmündedir.
Kâinatta hiçbir şey tabiî ve tesadüfî olarak vücuda gelmez. Allah’ın ilim, irade ve kudreti her şeye hâkimdir. Bir çok hadiseler, yeryüzünde yaşayan insanların fiil ve amelleriyle alâkadardır. Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’de “Öyle bir belâ ve musibetten sakınınız ki, geldiği vakit yalnız zalimlere mahsus kalmayıp masumları da yakar.” ferman eder. Masumlar hakkında rahmet olan o hadise, zalimler için de adaletin tâ kendisi olur. Bir tek neticesi zahiren çirkin gibi görülen o hadise, geneli itibariyle diğer neticeleri güzel olur. Eğer, o çirkin gibi görülen o tek netice meydana gelmemesi için o hadise terk edilse, diğer güzel neticeler sayısınca çirkinlikler oluşur. Allah ise, âdil ve hakimdir ve beyhude bir iş yapmaz.
Her deprem olayından sonra, devlet bütün imkânlarını seferber ediyor, dünya devletleri tarafından yardım teklifleri yapılıyor ve arama-kurtarma ekipleri bir kişiyi daha kurtarabilmek için canla başla çalışıyorlar. Depremlerde meydana gelen acılar hepimizin acısı. Doğulusu-Batılısı, Kuzeylisi-Güneylisi ve etnik kökeni ne olursa olsun, herkes bu acıyı yüreğinde samimi olarak hissediyor. Maddi ve manevi imkânlarıyla onların imdadına koşuyor. Yüzlerce arama ve kurtarma ekipleri “Bir kişinin daha hayatını kurtarabilir miyiz?” diye her türlü fedakârlığı yapıyorlar. Böylece, milletçe birlik ve beraberlik içinde olduğumuz daha iyi anlaşılıyor. Bu birlik ruhu, ne pahasına olursa olsun mutlaka muhafaza edilmeli ve devamı temin edilmelidir.
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları)

