Sevgili Peygamberimiz (asm), Allah yolunda ümmetini bağışta bulunmaya teşvik ettiği görülüyor: “Ey Âdemoğulları! Allah için ver ki, sana da verilsin. Zekât ve sadaka malı eksiltmez. Kesenin ağzını bağlama, senin de rızkın bağlanır. Ver, sayma. Sana da sayı ile verilir. Malını kilere kapatma, senin de rızkın kapatılır.” gibi hadis-i şeriflerle cömert olmayı tavsiye ediyor. “Allah cömerttir, cömert kullarını sever” diye haber veriyor.
Kendisi ve ailesi muhtaç duruma düşmeyecek şekilde Allah yolunda bağışta bulunmak, bolluk ve berekete vesiledir. Allah bir verene en az on misli vermektedir. Tarlaya önce tohum ekmeli ki, sonra Allah bire on, bire kırk mahsul versin. Su deposunun altındaki musluğu aç ki, üstten su gelsin.
Cimrilik yaparak Allah yolunda zekât ve sadakasını vermeyip kısanın, Allah da rızkını kısar. Böyle insanlar dünyada olduğu gibi, âhirette de çok pişman olacaklar. Ne kadar çok sevaptan mahrum olduklarını görecek ve dizlerini dövecekler. Kur’an-ı Kerim bu hakikati şöyle haber verir: “Sizden birine ölüm gelip de ‘Ey Rabbim! Ne olurdu bana biraz daha mühlet verseydin de, malımın sadakasını verip iyi insanlardan olsaydım.’ demeden önce, size rızık olarak verdiğimiz şeylerden bağışta bulunun. Eceli geldiğinde hiç kimsenin ölümünü Allah geri bırakacak değildir. Bütün yaptıklarınızdan Allah haberdardır.” (Münafikun Suresi: 10-11)
Malın ve rızkın sahibi Allah’dır. Zekât ve bağışlar Onun adına olmalıdır. İnsan, Allah’ın verdiklerinin bir dağıtım memurudur. Allah namına verilmeyen zekât, sadaka ve bağışlar ise, sahibine hiç bir şey kazandırmayacaktır.
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları)

