Bir zaman halamın eşi Mustafa eniştem de ahiret yurduna göç edenlerin arasına katıldı. Otuz senedir hayatı hep hastanelerde geçti. Kalp büyümesi ve yüksek tansiyon gibi hastalıklarına, son zamanlarda böbrek yetmezliği ile birlikte diyalize bağlanmak da eklenmişti. Ama o, bütün bunlara sabırla karşılık veriyordu. Çok cömert bir insandı. Evinden hiç misafir eksik olmazdı. Sağlam ve hasta kim olsa, hısım ve akraba mutlaka ona uğrardı.
Hayırlı bir kadın olan halam da, gelen misafirlere mutlaka yemek çıkarır, doyurmadan göndermezdi. Regaip gecesi ağrıları iyice artan Mustafa eniştem, sabaha kadar “Allah’ım yardım et!” diye yalvarmış. Cumartesi akşamı, üç aylar içinde ruhunu Rahman’a teslim eden eniştemi, Cumartesi günü öğle namazını müteakip, anne ve babasının ve diğer akrabalarının medfun bulunduğu köy kabristanına götürdük ve bütün sevdiklerinin yanına uğurladık. İman ne güzel bir hakikat ki, ölen kişileri İstanbul’a gönderir gibi, fâni âlemden bâki âleme uğurlama tarzında göze gösteriyordu. Uzun boyu ve iri vücudu fakat pamuk gibi yumuşak kalbiyle dağ gibi bir adamı, ebedi âlemin ilk menzili olan kabrine emanet etmiştik. Yetmiş beş senelik bereketli bir ömür sona ermişti. Kabri başında okunan Yasin, aşr-i şerifler ve dualardan sonra kalabalık cemaat dağıldı, Herkes gibi o da kendi amelleriyle baş başa kaldı. Mekânı cennet olsun, âmin.
Aynı gün Naci dayımı da ziyaret etmek istedik ama olmadı. Çünkü, yoğun bakımdaydı ve şuuru yerinde değildi. Kimseyi haklı olarak yanına sokmuyorlardı. Mecburen Ankara’ya döndük. Pazartesi sabahı saat yedide telefonum çaldı. Arayan kardeşim Burhan’dı. “Naci dayım vefat etmiş, haberiniz oldu mu?” diye sordu. Haberi ondan öğrenmiştim. Otobüs terminalinde buluştuk. Çocuklarıyla birlikte gelmişti. Onları da arabaya alıp ailece köyümüzün yolunu tuttuk. Köye ulaştığımızda öğle namazı kılınmış, yıkanıp kefenlenen Naci dayımın cenazesi önünde ilçe müftüsü ibretli bir konuma yapıyordu. Topluca cenazeyi köy mezarlığına taşıdık. Kılınan cenaze namazından sonra, sağlığında tespit ettiği yere defnettik. Şimdi o çam ağaçlarının gölgelediği kabrinde yeniden diriliş sabahını bekliyor. Son görüşmemizde bir hayli sohbet etmiştik. Geride onlar taze bir hatıra olarak kaldı. Okunan Yasin-i Şerif, diğer sureler ve dualardan sonra, onu da amelleriyle baş başa bırakarak dağıldık. Yetmiş beş yaşında iken dayım da bu hayata veda etmişti. O da kabre gülerek girenlerden oldu. Mekânı cennet olsun, âmin.
İki gün içinde iki yakınımızı ahirete giden göç kervanına dahil ettik. Allah, hepimize hayırlı ömürler ve hayırlı ölümler nasip etsin ve ebediyen rızasından ayırmasın, binler âmin…
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci ile Risale-i Nur dersleri) (YouTube-Sami Cebeci ile her akşam canlı Risale-i Nur dersleri)

