Dehşetli olaylar içinde ümitsizliğe kapılan ehl-i imana gerçekçi ümitler vermek ve dayanılması çok zor acılara bir çare bulmak için çok gayret eden Bediüzzaman Hazretleri, âhirzaman fitnelerine karşı hep bir çözüm söylemiştir.

Bunlardan bazıları şöyledir: “Hürriyetin bidayetinde (2.Meşrutiyet ve hürriyetin ilanında), Risale-i Nur’dan çok evvel kuvvetli bir ümit ve itikad ile ehl-i imanın me’yusiyetlerini izale için ‘İstikbalde bir ışık var, bir nur görüyorum.’ diye müjdeler veriyordum. ‘ Ben bir ışık görüyorum.’ diye dehşetli hadisata karşı o ümit ile dayanıp mukabele ederdim. Ben de her kes gibi o ışığı siyaset âleminde ve hayat-ı içtimaiye-i İslâmiyede ve çok geniş bir dairede tasavvur ederdim. Halbuki hadisat-ı âlem beni o gaybi ihtarda ve beşarette bir derece tekzip edip ümidimi kırardı.  Birden bir ihtar-ı gaybi ile kati kanaat verecek bir surette kalbime geldi. Denildi ki: Ciddi bir alâka ile senin eskiden beri tekrar ettiğin ‘Bir ışık var, bir nur göreceğiz.’ diye müjdelerin tevili ve tefsiri ve tabiri, sizin hakkınızda, belki iman cihetiyle, âlem-i İslâm hakkında dahi en ehemmiyetlisi Risale-i Nur’dur. Ve bu nurdur ki, eskide tahayyülün ve tahminin ile geniş dairede, belki siyaset âleminde gelecek mes’udâne ve dindarâne hâletlerin ve vaziyetlerin mukaddemesi ve müjdecisi iken, bu muaccel ışığı o müeccel saadet tasavvur ederek, eski zamanda siyaset kapısıyla onu arıyordun.” (Sünuhat s. 12) diyerek, şark tarafından çıkacak nûrun, bizzat Risale-i Nur olduğunu belirtmektedir.

Başka bir eserinde aynı meseleye açıklık getiren Bediüzzaman şöyle demektedir: “Bu Osmanlı ülkesinde büyük bir parlak nur çıkacak. Hatta hürriyetten evvel pek çok defa talebelerine teselli vermek için ‘Bir nur çıkacak, gördüğümüz bütün fenalıklara karşı bu vatana saadet temin edecek.’ diyordu. İşte, kırk sene sonra Risale-i Nur o hakikati kör gözlere dahi gösterdi.” ( Emirdağ Lâhikası s. 367)

Bahsi geçen iktibaslar çerçevesinde bakıldığı zaman, hiç bir tevil ve tabire lüzum kalmaksızın, şark tarafından zuhur eden nûrun, bizzat Risale-i Nur olduğu apaçık anlaşılıyor. Bediüzzaman son müceddit olması haysiyetiyle, hem diyanet hem siyaset hem cihad hem saltanat gibi daha pek çok daireleri içine alan mesleği ve hizmetleriyle; kıyametin kopma vaktine yakın bir zamana kadar gelen istikbali tenvir ve insanlığı Kur’an namına irşat eden büyük bir kimliğin sahibidir. Tasarrufu kıyamete kadar devam edecektir.

Bu itibarla, kimse kendini ondan sonra manen vazifeli sanmasın ve o manevi vazifeyi devraldığı zehabına kapılmasın. Böyle bir vehim çok tehlikelidir. Çünkü, tecrübeyle sabittir ki, Risale-i Nurları istismar ederek bir yerlerde görünmeye çalışanlar iflah olmadı, bundan sonra da olmayacaktır. Bu özel duruma çok dikkat edilmelidir.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)