Hicri on üçüncü asrın minaresinin başında durup, şeklen medeni, fikren mazinin en derin derelerinde ve dine lâkayt olanları camiye ve namaza davet eden son çağın müceddidi Bediüzzaman Hazretleri de çileli bir dâvâyı omuzlamıştı. Takip, tevkif, sürgün, hapis, mahkemeler ve zindanlar onu bekliyordu.
Modern putperestliğin hükümferma olduğu ve fen ve felsefeden gelen dehşetli bir dinsizlik cereyanlarının maarif yoluyla yeni yetişen nesillerin beyinlerine enjekte edildiği bir devirde ve imanların zedelendiği, kalplerin yaralandığı bir zeminde; o her türlü zahmet ve meşakkatleri göğüsleyerek tevhid inancını âleme ilan ve ispat ediyor, yolundan döndürmek için yapılan ne cazip tekliflere ve ne de dehşetli tehditlere aldırmadan ve mukaddes dâvâsından zerre kadar taviz vermeden yoluna devam ediyordu. Bu suretle en doğrusunu yapıyordu. Zira, verilecek en küçük bir taviz, yeni tavizleri de beraberinde getirecekti. Ehl-i dünya ve ehl-i dalâlet bir tavize hiç kanaat eder miydi? Hoşgörü perdesinde onlara gösterilecek muhabbet, aç canavara gösterilecek muhabbetten farksızdı. Hem onların iştahını arttırmaya hem de diş ve tırnağının kirasını istemeye sebepti.
Evet, Bediüzzaman insanların ebedi hayatlarını kurtarmak için her türlü gayreti gösteriyor, hoşgörünün en geniş şemsiyesini kullanıyor, fakat hak ve doğru bildiği kudsî dâvâsından taviz vermeyi de, dinden pişmanlık duymakla eş değer görüyordu. Taviz vermeyişi bundandı. Her türlü zahmet ve meşakkati onun için göğüslüyor ve onun için sabırla karşılıyordu.
İşte, Risale-i Nur’un hakiki ve sâdık talebelerinin yolu buydu. Orada gösteriş ve tantana yoktu. Lüks ve ihtişam yoktu. Ehl-i dünyayı imrendirecek ve göz kamaştıracak bir saltanat yoktu. Fakat, taviz de yoktu. Zaten taviz verilse, ehl-i dünya onları imkânlara boğar, rahat ve safa ile yoluna giderlerdi. Ancak, o zaman ortada iman dâvâsı diye bir şey kalmaz, ehl-i dünyanın kontrolüne girilirdi.
İşte, Risale-i Nur’un hakiki ve sâdık talebeleri, üstlenmiş oldukları misyonun gereği olarak, Bediüzzaman ile başlayan tavizsiz bir dâvânın takipçiliğini yapıp, her türlü meşakkat, çile ve zahmetlere katlanarak yoluna devam etmeyi ve Süfyan komitesinin yaptığı manevi tahribatı, manevi ihlâs sırrıyla tamir etmek vazifesini, bir hizmet anlayışı olarak icra etmeye her şeye rağmen devam ediyorlar. Ne mutlu o sâdık ve bahtiyar Nur Talebelerine!
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları)

