(Dünden devam)
İmansızlık, gaflet ve dalâlet, imandan gelen teslim ve tevekkülü mahveden bir dinamit gibidir. Bu hakikati Bediüzzaman Hazretleri şöyle izah eder: “Ey insan! Fâtır-ı Hakimin senin mahiyetine koyduğu en garip hâlet şudur ki: Bazen dünyaya yerleşemiyorsun. Zindanda boğazı sıkılmış adam gibi “Of, of” deyip dünyadan daha geniş bir yer istediğin halde, bir zerrecik bir iş, bir hâtıra, bir dakika içine girip yerleşiyorsun. Koca dünyaya yerleşemeyen kalp ve fikrin, o zerrecikte yerleşir. En şiddetli hissiyatınla o dakikacık, o hâtıracıkta dolaşıyorsun. Hem senin mahiyetine öyle manevi cihazat ve lâtifeler koymuş ki, bazıları dünyayı yutsa tok olmaz. Bazıları bir zerreyi kendinde yerleştiremiyor. Baş, bir batman taşı kaldırdığı halde, göz, bir saçı kaldıramadığı gibi; o lâtife bir saç kadar sıkleti, yani gaflet ve dalâletten gelen küçük bir hâlete dayanamıyor. Hatta bazen söner ve ölür. Madem öyledir; hazer et, dikkatle bas, batmaktan kork.” (Lem’alar s. 126)
Evet, kâinatın sonsuz boşluğunda, bir nokta kadar yer işgal eden bu şirin gezegenimizde, en şerefli misafirler olarak ağırlanan biz insanlar; en son, hak ve ebedi olan İslâm dininin bize bahşettiği iman, teslim ve tevekkül ile ancak huzur bulur ve her çeşit streslerden ve bunalımlardan kurtuluruz. Öyle ise, her şeyden önce İslâm’a koşmak ve tahkiki imana kavuşmak hedefimiz ve öncelikli gayemiz olmalıdır. Evet, tek çare budur ve ondan başka bir yol da yoktur.
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci ile Risale-i Nur dersleri) (YouTube-Sami Cebeci ile her akşam canlı Risale-i Nur dersleri)

