Anadolu Seyahat Notları

RAKİP DEĞİL, REFİK OLMAK- 2 (GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ…)

Reklam

(Dünden devam)

Meslek ve meşrebi aynı olan fertler arasındaki durum da böyledir. Kimse kimsenin rakibi değil, bilakis refiki olmak durumundadır. Bediüzzaman Hazretleri, şahs-ı manevimizi bir fabrikanın çarklarına veya bir vücudun azalarına benzetmektedir. Çarklar ve azalar birbirine engel olmaz. Tam tersine, birbirlerine umumi maksada hizmet için yardım ederler.

Rekabet ve kıskançlığın temelinde yatan sebepleri Bediüzzaman şöyle izah eder: “Bir tek şeye çok eller uzanmasından ve bir tek makama çok gözler dikilmesinden ve bir tek ekmeği çok mideler istemesinden, müzaheme, münakaşa, müsabaka sebebiyle gıptaya, sonra kıskançlığa düşerler.” (Lem’alar .384) Bahsi geçen duruma binaen rekabet içine giren ehl-i dünya gibi, âhiret hizmeti yapanların da rekabete girişmeleri ihlâsın kırılmasını ve bozulmasını netice verir. Bu ise, tam acınacak bir haldir. Çünkü bu, salih amellerin iptaline sebep olur. Halbuki, aynı dâvâya hizmet edenler birbirinin rakibi değil, refikidir. Alternatifi değil, hizmetlerin tamamlayıcısıdır. Hem rekabete sebep olacak belli bir makam da yok. Tek bir makam var, o da ihlâs dairesinde iman hakikatlerine hizmetkâr olmaktır. Bu dâvânın başı da hizmetkârlık, sonu da hizmetkârlıktır. Hizmetkâr olmak ve hizmetkâr olarak ölmek en yüksek makamdır. Onun için Bediüzzaman “Hizmetkârlığı, makamata tercih ediyoruz.” demektedir.

Rekabet değil, birbirlerine refik olarak meziyetleriyle iftihar edenler, mukaddes iman hizmetini yüceltirler. Aksini yapanlar ise, tesanüdü bozmakla hizmete ayak bağı olup zarar verirler. Öylelerin sonu, bir gün gelip bünyeden ayrılmaktır. Kendi limanını terk edenler, başkalarının limanına sığınmak durumda kalırlar.

Fikir birliği içinde sağlanan bir ittihat ve ittifak, hizmetin geleceğine sahip çıkmaktır. Dahildeki ittihada kanaat etmeyenlerin, başka gruplarla ittihat etmeye çalışması, kendi kimlik ve değerlerinden taviz vermesi anlamına gelir ve arzu ettiği neticeyi de bulamaz. Çünkü, cemaat içinde birlik içinde kalsaydı, ayrılmaya gerek kalmazdı. Devletler çapında yapılacak İslâm Birliği gerçeği, cemaatlere tatbik edilemez. Cemaatlerin ittihadı, kendi aralarında ihtilaf etmemek ve birbirlerinin aleyhinde olmamak tarzındadır.

2010 yılı Mayıs ayı içinde, İzmit, Derince ve Gebze’de geçen üç günlük bir çalışmada, bu ve bunlara benzer hakikatleri paylaşmak nasip oldu. Cenab-ı Hak, bahsi geçen hakikatleri hepimize yaşamayı nasip etsin, amin.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları) (YouTube-Sami Cebeci ile canlı Risale-i Nur dersleri)

Reklam

Yorum Yap