İnsanların eliyle çeşitli nimetlerini ihsan eden Cenab-ı Hakkın, bu nimetlerine karşı nankörlük yaptığını beyan eden Bediüzzaman Hazretleri, özellikle radyo hususunda şu tespiti yapmaktadır: “Küre-i havayı bir konferans meydanı ve zemin yüzünü bir dershane ve bir mekteb-i irfan hükmüne getiren ve hadsiz nimetleri tazammun eden ve hadsiz şükürler ile mukabele etmek lâzımken; beşerin saadet-i ebediyesindeki ihsanat-ı İlâhiyenin muaccel bir numunesi; ve hiç bir şüpheyi bırakmayan ve doğrudan doğruya hazine-i rahmetten ihsan edilen bir hediye-i Rahmaniyeye radyo namını takmakla, bu elektrik ve havanın temevvücü (dalgalanması) namını vermekle, o yüz bin nimetlere küfran perdesi çekmek, maddiyunların (maddecilerin) ve ehl-i dalâletin hadsiz bir divanelikleridir ki, hadsiz bir cinayet olup, hadsiz bir azaba onları müstehak eder.” (Emirdağ Lâhikası s.353)
“Beşerin saadet-i ebediyesindeki hadsiz ihsanat-ı İlâhiyenin bir muaccel numunesi” tespiti için “Bu kelimede büyük bir hakikat hazinesinin anahtarına işaret var.” yorumunu yaparak radyonun mahiyetine dikkat çeken Bediüzzaman, onun tamamıyla insanlığın istifadesi için müspet yönde kullanılması lâzım geldiğini ve insanın keyifli hevesata da ihtiyacı olmasından dolayı, meşru ve helâl dairede olmak şartıyla, beşte bire izin verilebileceğini de ifade etmektedir.
Ancak, zamanımızda hem radyo hem de televizyon nimetinin hayırdan ziyade şerde kullanıldığı, beşte bir keyifli meşru hevesler yerine beşte dört nispetinde ters bir kullanım olduğu görülüyor. Bu hususta dikkatli davranan ve bahsi geçen oranı korumaya çalışan radyo ve televizyon kanalları ise yok denecek kadar azdır. Biz o azları yürekten tebrik ediyor ve onlara hayırlı hizmetlerinde başarılar diliyoruz.
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları) (YouTube-Sami Cebeci ile canlı Risale-i Nur dersleri)

