Bahsi geçen atmosfer içinde manevi cihad meydanına atılan Bediüzzaman Hazretleri, genç nesillerin elinden tuttu. Telif ettiği Risale-i Nur tefsirleriyle onların imanlarının kurtulmasına vesile oldu. Ecdadıyla onları barıştırdı. Mukaddes kitabımız Kur’an-ı Kerim’i okuyabilir hale getirdi. Din ilimleriyle birlikte fen ilimlerini de öğrenmeye teşvik etti. Böylece hem aklı, hem de kalbi aydınlanmış yepyeni bir neslin meydana gelmesine vesile oldu. İnsanlara ne dünya için dini ve ne de din için dünyayı terk etmemek olan dengeli bir hayatı temin etti.

O yeni neslin en parlak simalarından olan merhum Zübeyir Ağabey “Şimdi oku, kabirde okuyamazsın. Okuyamamaktan kork!” ikazlarını yaptı. Nur Risalelerini kendisi ölünceye kadar defalarca okuyup bitirdi. Risale-i Nurları okumanın kendisinde bir hastalık haline geldiğini söyleyecek kadar ileri gitti. “Günde on sayfa okuyan imanını muhafaza eder. On beş sayfa okuyan şevke gelir. Yirmi sayfa okuyan hizmet de eder.” tespitleriyle belli bir ölçü ve hedefi gösterdi.

Bahsi geçen hakikatler ışığında, şimdiki genç nesiller de Nurları okumayı ve yazmayı vazgeçilmez bir hayat prensibi olarak görüyorlar. Bir ay gibi kısa bir zamanda Nur külliyatını bitirme programlarıyla bu azim ve gayretlerini gösteriyorlar. Eğitim sezonu boyunca da, belli bir plan çerçevesinde okumalarını sürdürüyorlar.

Risale-i Nur mesleğinin bu Zübeyrî çizgisini bilen Nur âşıkları, yaşı ve cinsiyeti ne olursa olsun, her şart altında Nurları okumayı bir hayat prensibi olarak uygularlar. Üç düşmanımızdan biri olan cehaleti yenmenin yegâne yolunun okumaktan geçtiğini kabul ederler.

Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin dediği gibi “Okumak, yine okumak, yine okumak. Sonra birbirimizin elini sıkı tutmak, ittihat etmek, ittifak âleminde yaşamak.” (Eski Said Dönemi Eserleri s. 25)

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)