Mahiyeti nihayetsiz istidat ve kabiliyetlerle donatılan ve mahlukatın en şereflisi olarak yaratılan insana, imtihanına vesile olması için nefis denilen bir cihaz takılmış. Sürekli kötülüğü emreden nefisle yapılan mücâhede sayesinde Allah’ın rızası ve cennet kazanılacaktır.
Nefis kendinden meydana gelen iyilikleri hemen sahiplenir ve onları kendinden bilir. Bir takım şer ve fenalıklar olursa, onları kendine almaz ve kadere havale ederek mes’uliyetten kaçmak ister. Halbuki, Nisa Suresi 79. ayeti bunun tam tersini ders verir. “Sana her ne iyilik erişirse Allah’tandır. Sana her ne kötülük gelirse, o da kendi kusurun sebebiyledir.” Bu İlâhi hakikate göre, insan iyilikleri kendinden bilmemeli ki, iftihar ve ameline güvenmekten kurtulsun; fenalıkları kendi kusurunun neticesi olduğunu kabul etmeli ki, istiğfar ve tövbe etsin. Zira, iyilikleri, hayır ve hasenatı isteyen rahmet-i İlâhiye, icat eden kudret-i Rabbaniyedir. İnsan onlara sadece iman, şuur ve dua ile mazhar olur. Mazhar olunan nimetlerin hakkı ise iftihar değil, şükürdür.
Nefisle yapılan mücadelenin en güzel örneğini Bediüzzaman Hazretleri ortaya koyuyor. “Hem deme ki ‘Halk içinde ben intihap edildim. Bu meyveler (Risale-i Nur eserleri) benim ile gösteriliyor. Demek bir meziyetim var.’ Hayır, hâşâ! Belki herkesten ziyade sana verildi; çünkü herkesten ziyade sen müflis ve muhtaç ve müteellim olduğundan en evvel senin eline verildi.” Sözler s. 364) İşte, nefisle yapılan en güzel bir mücadele örneği.
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları)

