Yalan ve hile insan fıtratına ve tabiatına aykırıdır. Allah, insanı doğruluk üzerine yaratmıştır. Doğruluktan sapan, insanlıktan da sapmıştır.
Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de, Bakara Suresinin başında iki ayetle kâfirlerden bahsettiği halde, on iki ayetle münafıklardan bahsetmiş ve onların Müslümanlara yaptıkları hile ve tuzakları haber vermiştir. Bu kadar detaylı anlatımlardan, münafıkların verdiği dehşetli zararlar nazara verilmiştir. İçeride olan düşman, elbette hariçte olan ve bilinen bir düşmandan daha tehlikeli ve zararlıdır.
Suret-i haktan görünmek, nifakın özelliğindendir. Onların, hileler ile İslâm’a ve Müslümanlara verdiği zararlar, aslında onların, hileleri olmadığını söylüyor Bediüzzaman. Şöyle ki: “Âlem-i İslâm’da görünen zararlar, ancak onların bozulmuş tabiatlarından, tefessüh etmiş (çürümüş) fıtratlarından, taaffün etmiş (kokuşmuş) vicdanlarından neş’et ve intişar etmiştir. Yoksa onların arzu ve ihtiyarlarıyla yaptıkları hud’a ve hilelerinin neticesi değildir. Çünkü, onların hileleri Cenab-ı Hakka, Peygamber-i Zişana (asm), cemaat-i Müslimine yapılan bir muameledir. Allah o muameleye âlimdir, Peygamber-i Zişan da vahiy ile vâkıftır. Cemaat-i Müslimince de, imanî bir şiddet-i zekâ sayesinde, o gibi hileler, tesettür edip gizli kalamaz. Demek onların âlem-i İslâm’a vurdukları balta, dönüp kendi başlarını parçalamıştır. Çünkü, aldanan cemaat-i Müslimin değildir, ancak aldanan, aldatandır.” (İ.İ’caz s.148)
Aldatan bizden değildir hadis-i şerifine dayanarak, sıdk ve doğruluk esas alınmalı ve Bediüzzaman Hazretlerinin tespit ettiği gibi, en büyük hilenin, hileyi terk etmek olduğu hayat prensibi edilmelidir, vesselâm.
asyanur info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları)

