Nutfe suyundan canlıların bütün cihazat ve organlarını yaratmak ve yedikleri o kadar farklı yiyeceklerden, o canlıya mahsus bir cilt ve et kemik yapmak, ancak Allah’a mahsus bir mühürdür.

Basit bir su ve basit bir topraktan dört yüz bin çeşit nebatat ve hayvanat taifelerinin, sayısız fertlerini icat etmek ne tabiatla, ne tesadüfle ve ne de kör kuvvetle izah edilebilecek bir durum değildir.

Geçen gün alış veriş için pazara gittik. Pazarcılar tarafından tezgâhlara yığılmış enva-i çeşit sebze ve meyvelere bu nazarla dikkat ettim ve imanımın kuvvetlendiğini hissettim. Onları yemekten daha fazla lezzet aldığımın farkına vardım. Domates, patates, patlıcan, biber, ıspanak ve maydanoz gibi sebzeler; kavun, karpuz, kiraz ve muz gibi meyveler adeta benimle konuşuyor ve San’atkârının varlık ve birliğine nihayetsiz dillerle şahitlik ediyordu.

Bediüzzaman Hazretleri arabasıyla Bolvadin ilçesine giderken, talebesi ve hizmetkârı Ceylan Çalışkan Ağabeye “Evlâdım Ceylan! Arabayı sağa çek ve dur.” der ve aracından iner.  Bir müddet tarlalardaki buğdayları ve meyve ağaçlarını temaşa ve tefekkür eder ve “Ben alacağımı aldım, gerisi sahibinin olsun.” der. İşte, mevcudat ve sanatlı varlıklar üzerinde Yüce Yaratıcı tarafından konulan hesapsız imzaları ve onlarda tecelli eden kudsî isimleri okumak, hayata hayat katan ve anlam kazandıran sevaplı tefekkür zamanlarıdır.

Diğer canlılar gibi sadece yaşamak değil, kâinat kitabını bu tarzda okumak ve İlâhi imza ve mühürlerin farkına varmak, insanı insan yapan ve yücelmesine sebep olan sırlardır.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)