1924 Anayasasının ikinci maddesine “Bu devletin dini, din-i İslâm’dır.” ibaresini koyarak bir İslâm cumhuriyeti kuranlar, sonra o ibareyi kaldırıp yerine lâiklik maddesini koydular. Ancak, bin yıllık bir geçmişi bir çırpıda ortadan kaldırmanın mümkün olmadığını dikkate alarak din işlerini, Diyanet İşleri Başkanlığının uhdesine verdiler. O kurumu da bir bakanlığa bağlayarak dolaylı yoldan dini, devletin denetim ve gözetimi altına aldılar.
Aslında lâik, bir devlette din ile devlet işlerinin birbirinden ayrılıp, din işleri özerk bir hale getirilmesi dünyaca kabul edilmiş bir prensip olduğu halde, bize özel garip bir uygulama olarak, din devlet işlerine karıştırılmadığı halde, her fırsatta devlet dine müdahale eder bir durum ortaya kondu.
Dinden soyutlanmış lâik bir yaşam biçimini hayat felsefesi olarak görenler ve resmi ideolojiyi dayanak kabul edenler, kendi yaşam biçimlerine en küçük bir müdahaleye tahammül etmezlerken; her fırsatta dine ve dindarlara müdahale etmeyi, Kemalist felsefe açısından kendilerinde bir hak olarak gördüler.
Dünya standartlarında tam bir demokrasinin ülkemizde tatbik ve yaşanmasına en büyük engel teşkil eden ve devletin resmi ideolojisi olarak sahiplendiği Kemalist felsefe mensupları, din hizmetlerini devletin denetimine almakla ve lâikliği dinini yaşamaya çalışanları ezme aracı olarak kullanmakla, lâikliği de içinden çıkılmaz bir hale getirdi.
Çok partili demokrasi hayatına geçtiğimiz Demokrat Parti zamanından bu yana, eksik ve özürlü de olsa tatbik edilen demokrasi içinde, vicdan ve din hürriyetinin teminatı ve şemsiyesi olarak uygulanan lâiklik anlayışı ile milletçe rahat bir nefes alındı ve dine sahip çıkıldı. Fakat, bu gelişmeler ve İslâmî hayattaki ilerleme, resmi ideoloji taraftarlarınca kabul görmedi ve bir başbakan ile iki bakanın şehit edilmesiyle neticelendi.
O günlerden bu günlere dünyada çok şeyler değişti. İnsan hakları ve demokrasi rüzgârları dünyayı istila etti. İnsanlığın genelinde yeniden dine ve maneviyata dönüş başladı. İnsanlık, modern hayat denilen din dışı maddeci bir yaşantıda aradığı huzuru bulamadı. Devletçi anlayışlar yıkılıp, yerine özelleştirme, özel teşebbüs, serbest piyasa ve liberal ekonomi gibi değerler gelip yerleşti.
Bu itibarla, din devletin müdahalesinden çıkarılmalı ve özerk hale getirilmelidir. Asıl yapılması gereken ise, sivil bir anayasa başta olarak, bütün antidemokratik kanun ve uygulamaları ortadan kaldırmak, kişiye özel koruma kanunlarından kurtulmak ve milletin maddi ve manevi açılardan önünü açmaktır.
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları)

