Genellikle dünyanın bütün kıtalarında az çok bulunan ve ekseriyeti Afrika ve Asya kıtalarında görülen çöller, yeşillikten mahrum kum denizleridir. Kuzey Afrika’da bulunan Sahara Çölü yedi milyon sekiz yüz bin kilometrekare olarak Afrika’nın en büyük çölüdür. Libya Çölü bir milyon yedi yüz yetmiş bin kilometrekare büyüklüğündedir. Asya kıtasının en büyük çölü ise Gobi Çölüdür. Bunlar gibi dünyanın çeşitli yerlerinde değişik büyüklerde çöller bulunmaktadır.

Şiddetli esen rüzgârların etkisiyle sürekli yer değiştiren kum tepeleri, göklere doğru yükselen hortumları ve diğer jeolojik olayları ile çöller, ticaret kervanlarının korkulu rüyasıdır. Dehşet veren görüntüsü ve aşırı kavurucu sıcaklarının yanı sıra ve her şeye rağmen çölde hayat vardır. Dünyanın her tarafını sayısız canlı varlıklarla şenlendiren Cenab-ı Hak, çölleri canlılardan  mahrum bırakmamıştır. Oralarda yaşamaya elverişli yaratılan canlı türleriyle çölleri de şenlendirmiştir. “Çölde hayat” belgeselleri, bahsi geçen hakikatin görüntülü belgeleridir.

Fakat, çölleri yaşanılır ve seyahat edilebilir hâle getiren asıl nimet ise, kum denizlerinin değişik yerlerinde var edilen zümrüt yeşili vahalardır. Hurma ve palmiye ağaçları ve sair yeşilliklerin altlarından kaynayan billur gibi sular, seyyahların ve çöl hayvanlarının vazgeçilmez hayat kaynaklarıdır. Allah’ın celâl tecellileri arasında, cemâl tecellileri de gösteren Rahman olan Allah, kum denizinde celâlini ve vahalarda da cemâlini tecelli ettirmektedir. Maksadımız bu makale ile çölleri ve vahaları anlatmak değildir. Çünkü bu konu, başlı başına bir kitap çalışması gerektirir.

Günlerce aç, susuz ve yorgun bir halde seyahat eden ticaret kervanları, dört gözle bir vaha arar. Kızgın kum denizindeki serapları göl sanırlar. Gerçek bir vahayı gören gözcüler, büyük bir heyecanla onu kervancılara müjde ederler. Çünkü, orada su vardır. İstirahat edecekleri gölgelikler vardır. Özetle orası, çöl denizinde cennetten bir köşedir. Onu başkasından kıskanmak şöyle dursun, bilakis paylaşmak ve beraberce istifade etmek, lezzet ve saadetlerin en mükemmelidir.

Evet, âhir zamanın hayat şartlarında çölleşen gönüller, mânen yanan ve kavrulan kalpler, inkâr ve isyan fırtınalarında âhirete dair sönen umutlar ve Allah’tan habersiz ruhlar bir vaha arıyor. Her şeyi maddi saadette arayan ve maneviyata yabancılaşmış dünya misafirhanesinin yolcuları, manevi açlık ve susuzluğunu giderecek bir vahanın varlığını dört gözle arıyor. Çünkü, materyalist felsefe, insanın ebedi yaşamak isteyen kalbinin ihtiyaçlarına cevap veremiyor. İnsanı bu noktada ortada bırakmakla kalmadı, dünyada dahi manevi bir cehennemin tam ortasına attı. (Devamı yarın)

asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci ile Risale-i Nur dersleri) (YouTube-Sami Cebeci ile her akşam canlı Risale-i Nur dersleri)