Dünya genelinde, İslâm dinine hizmet etmek ve Allah’ın rızasını kazanmak için teşekkül etmiş sayısız tarikatlar ve cemaatler vardır. Kur’an ve Sünnete dayanan bütün bu teşekküllerin, kendilerine has meslek ve usulleri bulunur. Kaynağı, Kur’an ve Sünnet olan hak mesleklerin metot farklılıkları, garipsenecek ve korkulacak bir durum değildir. Bu durum, İslâm dininin zenginliği olarak görülmelidir.

İman ve irfan ile gönüller üzerine kurulan ve devlet yönetimine talip olmadan, kalplerin fethine yönelik olan bu irşat hareketleri, insanlığın manevi kurtuluşunun reçetesini oluşturmaktadır.

Temel referansını siyaset bilen ve İslâm hakikatlerini, siyasî ikbal ve hedeflerine alet edenler, bahsini ettiğimiz irşat hareketlerinin dışında kalmaktadır. Çünkü, İslâm dini bütün siyasetlerin üstünde, bütün insanlığı kucaklayan, insanlığın hem dünya ve hem de ahiret saadetini temin etmeye kefil olmasıyla, çoğu yalancılıktan ibaret olan dünya siyasetlerine alet edilemez. Alet edildiği takdirde, bu, İslâm dinine ihanet anlamını taşır.

Cumhuriyet dönemi ile birlikte Türkiye’de ortaya çıkan ve gönüller üzerine kurulu bir iman ve irfan hareketi olan Risale-i Nur cereyanının kurucusu Bediüzzaman Hazretlerinin de, Kur’an ve Hadise dayanan ve kaynağını tamamen onlardan alan nurlu bir mesleği vardır. Devlet yönetimine talip olmak değil, tamamen milleti irşat ve tenvirine dayanan bir metottur bu. Yüzde doksan dokuzu mümin ve Müslüman olarak bilinen bir toplumdaki ehl-i imanın, imanlarını kurtarmaya ve kuvvetlendirmeye yönelik bir akımdır. Bin seneden beri iman ve İslâm aleyhine biriken hücumların püskürtülmesiyle, manen yaralanan kamuoyunu ve vicdan-ı umumiyi Kur’an’ın ilâçları ile tedavi etmekle meşgul bir cereyandır.

İman ile ilgili meselelerde, başka eserlere ihtiyaç bırakmayacak derecede iman hakikatlerini kesin delillerle ispat ve izah etmek, Bediüzzzaman Hazretlerinin en büyük meselesidir. Bu hakikati Üstad veciz bir tarzda şöyle ifade eder: “Risaleti’n- Nur, hakâik-ı İslâmiyeye dair ihtiyaçlara kâfi geliyor; başka eserlere ihtiyaç bırakmıyor. Kat’i ve çok tecrübelerle anlaşılmış ki, imanı kurtarmak ve kuvvetlendirmek ve tahkiki yapmanın en kısa ve en kolay yolu Risaleti’n- Nurdadır. Evet, on beş sene yerine, on beş haftada Risalet’in -Nur o yolu kestirir, iman-ı Hakikiyeye îsal eder.” (Kastamonu Lâhikası s. 52) (Devamı yarın)

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci ile Risale-i Nur dersleri) (YouTube-Sami Cebeci ile her akşam canlı Risale-i Nur dersleri)