Sevgili Peygamberimiz (asm) sosyal hayatın bütün dengelerini darmadağın eden, başkaları hakkında su-i zandan ümmetini sakındırmak için çok şiddetli ikazlarda bulunmuştur. Onlardan bazıları şöyledir: “Zandan sakının. Çünkü zan, insanın içinden geçen en yalan şeydir. İnsanların gizli yönlerini araştırmayın, ayıplarını öğrenmeye çalışmayın, birbirinize karşı üstünlük yarışına girmeyin, birbirinize hased etmeyin, birbirinize karşı kin beslemeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları kardeş olunuz.” (Camiüs-Sağir Cilt. 2 s. 742) buyurmaktadır.
Evet, araya su-i zan, kötü düşünce, kin, nefret, hased, kibir ve diğerlerine üstün gelmek gibi olumsuz duygular girdiği zaman, toplulukları bir arada tutmak zorlaşır. Eğer çabuk önlem alınmazsa, onun akıbeti Allah korusun ayrılığa kadar gider.
Allah Resulünün (asm) şu ikazı da çok önemlidir: “Şu sekiz sınıf insan, Kıyamet Günü yaratıklar içerisinde Allah’ın en çok buğz ettiği kimselerdir. Yalancılar, kibirliler, Müslüman kardeşine karşı göğüslerinde kin biriktirenler, onlarla karşılaştıklarında ise içlerinde tam tersi bir tavır takınanlar, Allah ve Resulüne itaate çağrıldıklarında ağır alıp, şeytan ve emirlerine dâvet edildiklerinde ise hızla koşanlar, hiç bir şekilde hakları olmadıkları halde, en ufak bir dünyalık dahi gözlerine çarpar çarpmaz yeminle onu sahiplenenler, dostların arasını ayıranlar, suçsuz kimselerin ayağını kaydırmak isteyenler. İşte Aziz, Celil ve Rahman olan Allah, bunların yaptıklarını çok çirkin karşılıyor.” (Cami-üs Sağir Cilt 3. s. 891)
“Pazar yerinin başında yalan bir şey söyleyen, pazar yeri çıkışında kendisi bile ona inanmak durumunda kalırmış.” diye bir söz vardır. İnsanların dilinde hakikati olmayan bir söz dolaşa dolaşa, nihayetinde gerçek sanılır ve su-i zanların çoğalmasına sebep olur. Bunun için hadis-i şerifte “Haber yayanların en kötüsü, yalan haber yayandır.” buyrulmuştur. Bu zamanda yalan haber yaymak için pazar yerine gitmeye gerek yok. Zira, teknik imkânlar bunun için de kullanılıyor. Yine hadis-i şerifte “Kişiye duyduğunu tahkik edip araştırmadan başkalarına söylemesi günah olarak yeter.” buyrulması da çok anlamlıdır.
Bir zamanlar Urfa’da Tahir Küçükoğlu adında merhum olmuş bir ağabeyimiz vardı. Onun anlattığına göre, Anadolu’nun bir şehrinde, uzun yıllar cemaat içinde MİT elemanı olarak çalışan ve sonra emekli olan çocukluk arkadaşına sorar: “Arkadaşım! Olanlar oldu, geçen geçti. Sen cemaat içinde vazife olarak ne yapıyordun?” “Tahir kardeş! Benim işim çok kolaydı. Yaşlı olanlara gidip ‘Bu gençler sizi dışlamak ve yerinize geçmek istiyorlar.” diye onları tahrik ediyordum. Gençlere de gidip ‘Bu yaşlılar hizmeti engelliyorlar. Onlar olmasa, siz bu hizmeti birden yukarılara çıkarırsınız.’ diye onları kışkırtarak su-i zanlara sokuyordum. Sonra meşveret toplantılarında keyifle onların kavgalarını izliyor, birlik ve tesanüdlerini bozuyordum.” diye cevap veriyor.
İşte böyle. Eskiden üç harfliler denilen CİN taifesinin yaptığı vazifeyi, şimdi insandan ola üç harfliler aynı vazifeyi yapıyor ve her türlü teknik imkânları kullanıyorlar. Cenab-ı Hak, her türlü fitne, fesat ve su-i zanlardan bizleri ve bütün cemaatleri muhafaza etsin, amin.
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-SAmi Cebeci videoları)

