Kalpleri hâlden hâle geçiren Allah anlamında olan Mukallib-el Kulûp  ismiyle, hadisi-i şerife göre Cenab-ı Hak günde yetmiş defa insan kalbine tecelli eder. Bundan dolayı insanın bir hâli diğer hâlini tutmaz. Bazen sevinçli bazen kederli, bazen ümit ve şevk dolu, bazen ümitsiz ve şevksiz durumları olması, insan olmamızın bir özelliğidir.

Monoton ve yeknesak bir hayat, insanın manevi terakki ve yükselmesine engel olduğu için, insanı manen temizlemek, yükseltmek ve çeşitli vesilelerle imtihandan geçirmeyi hikmeti gerektirdiği için, Allah her insanı hâlden hâle geçirir. Aç eder tok eder, hasta eder sıhhatli eder. Ümit, korku, keder, sevinç, elem, lezzet gibi nice hâllere maruz bırakır. Böylece, Esmâ-i Hüsna’sının nihayetsiz tecellilerine ayna vaziyeti verir. Hem de manevi derecelerde yükselmesi gerçekleşmiş olur.

Bediüzzaman Hazretleri, bahsi geçen hakikatleri en güzel bir tarzda şöyle izah eder: “Teellümat-ı ruhaniye (ruhun çektiği acı ve elemler) ise, sabra, mücahedeye alıştırmak için Rabbanî bir kamçıdır. Çünkü, emn ve ye’sin (güven ve ümitsizliğin) vartasına (tehlikesine) düşmemek hikmetiyle havf ve reca (korku ve ümit) muvazenesinde sabır ve şükürde bulunmak için kabz-bast (sıkıntı ve genişlik) hâletleri, Celâl ve Cemâl tecellisinden intibah ehline gelmesi, ehl-i hakikatçe medar-ı terakki (yükselme vesilesi) bir düstur-u meşhurdur.(Kastamonu Lâhikası s. 7)

Evet, Cenab-ı Hakkın hem Celâlî, hem de Cemâlî olan iki kısım isimleri, kâinatın en geniş dairelerine tecelli edip eserlerini gösterdiği gibi; kâinatın küçük bir özeti olan insan kalbinde de tecelli eder ve muhtelif eserlerini gösterirler. Uyanık olan Allah’ın salih kulları, bahsi geçen tecellilerin muhtelif eserlerini memnuniyetle karşılar ve manevi yükselişlerine vesile yaparlar.

İnsanı üzen ve elemlere boğan, hatta iman hizmetinde şevk ve gayretini zedeleyip, kolunu kanadını kıran bazı hâllerden biri de, aynı davaya gönül vermiş hizmet adamlarının, çeşitli sebeplerden dolayı farklı taraflarda kalmasıdır. Hakikaten yıllarca omuz omuza birlikte çalıştığın, beraber sevinip beraber ağladığın dava arkadaşınla farklı tarafta kalmak ne kadar zor bir durumdur!

Ancak bu dünya imtihan meydanıdır. Altınları bakırlardan ayıran bir elek, elmasları cam parçalarından temyiz eden bir süzektir. Samimi ihlâsını kıran kim olursa olsun, bir şekilde hıllet mesleğinin yüksek kulesinden düşer, ortada tutunacak bir yer bulamaz ve gayet derin bir çukura düşmek söz konusu olur. Allah, hepimizi böyle bir duruma düşmekten muhafaza etsin. Zira, imtihan bitmiş değildir. (Devamı yarın)

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci ile Risale-i Nur dersleri) 8YouTube-Sami Cebeci ile her akşam canlı Risale-i Nur dersleri)