İnsan Ve Toplum

VAHŞİ BATI DÜNYASI

On dört asır evvel İslâm dini bir güneş gibi insanlık âleminin üzerine doğduğu zaman, vahşet ve karanlıkları kısa bir zamanda ortadan kaldırmış; onun yerine ahlâk ve fazilet üzerine kurulu bir medeniyet inşa ederek, saadetli bir devir başlatmıştı.

Vahşi ve âdetlerine sımsıkı bağlı bir kavimden, o zamandaki medeni milletlere üstat olacak insanlar yetiştirmesi, Peygamber Efendimize (asm) has bir mucizeydi. Dünyayı, Cenab-ı Hakkın esma-i hüsnasına bir ayna ve âhiret âlemlerine bir tarla olarak gösteren İslâm “İnsan için kendi çalıştığından başka yoktur.” diyerek mensuplarını çalışmaya teşvik ediyor, Sevgili Peygamberimiz (asm) de “İki günü birbirine eşit olan ziyandadır. Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi de âhiret için çalışın.”diyordu.

Dünya ve âhiret dengesini sağlayan bu telkinler sonucudur ki, Müslümanlar uzun asırlar boyunca insanlık âlemine ilimde, fende, sanayi ve sanatta ışık tutmuş, Müslüman ilim öncüleri olarak insanlığa rehber olmuşlardır. Beyruni, Cabir, Farabi, İbn-i Rüşd, İbn-i Sina ve emsalleri fizikte, matematikte, felsefede, astronomide, tıpta ve diğer ilimlerde, bu günkü ilmin öncülüğünü yapan bazı isimlerdir. Özellikle İbn-i Sina’nın yazdığı tıp alanındaki kitapları, altı yüz sene Avrupa okullarında temel ders kitabı olarak okutulmuştur.

Avrupa orta çağ karanlığında yüzerken, İslâm âlemi medeniyetin doruk noktalarını yaşıyor; Endülüs Medeniyeti, Selçuklu ve Osmanlı Medeniyetleri, Avrupa’nın gözlerini kamaştırıyordu. Bilhassa Endülüs, Avrupa’ya ışık saçan medreselerinde Avrupalı gençlere yüksek tahsil veriyordu.

Orta çağın en belirgin özelliği, Avrupa kıt’asında Hristiyan din adamlarının halk ve  yönetimler üzerindeki hâkimiyetiydi. Kralları bile yöneten bir kilise hegemonyası, aklını çalıştıran ilim adamlarına da baskı kuruyor, İncil’e muhalefet iddiasıyla oluk gibi kan akıtılıyordu. Bu maksatla Engizisyon Mahkemeleri kurulmuştu. Orta çağa mahsus bu mahkemelerin hâkimi din adamlarıydı. İlme, araştırmaya ve akla savaş açan ve tahrif edilmiş İncil’e kayıtsız şartsız teslim olmayı isteyen papazlar, ilim adamlarını gözünü kırpmadan mahkum ediyor, insanlık dışı usullerle idam ediyorlardı.

Avrupa tarihinde bir utanç belgesi olan bu uygulamalardan sonra ortaya çıkan Rönesans ve aydınlanma devrelerini müteakip, sanayi devrimini gerçekleştiren Avrupalılar, bu gün bize medeniyet dersi vermeye çalışıyorlar. Yunanistan üzerinden Avrupa’ya geçmeye çalışan sığınmacılara yapılan insanlık dışı muameleler, değişen fazla bir şey olmadığını gösteriyor. Medeni zannedilen Batı, yine Vahşi Batı imiş meğer.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)

Yorum Yap