Tefekkür

TEFEKKÜRDE BAKIŞ AÇISI

Tefekkürde bakış açısı çok önemlidir. Mevcudata mânâ-yı ismiyle değil, mânâ-yı harfiyle bakılmalıdır. Yani, onlara zatları hesabına değil, Yaratıcıları hesabına bakmaktır doğru olan. “Ne güzel!”yerine “Ne güzel yaratılmış!”diyebilmektir. Bu bakış açısı bizleri Yüce Yaratıcı’ya götürür ve imanı parlatır. Her şey Allah’ı bilmeye ve tanımaya vasıta olur. Her bir mevcut, Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren bir pencere hükmüne geçer.

“Göklerin ve yerin yaratılışı ile dillerinizin ve renklerinizin, sesleriniz ve simalarınızın farklılığı da, yine Onun ayetlerindendir. İlim sahipleri için elbette bunda deliller vardır.” (Rum Suresi:22

Yaklaşık yüz milyar galaksiden meydana geldiği tahmin edilen kâinatın ve yedi kat göklerin yaratılışını nazara veren Cenab-ı Hak, canlıların yaşamasına elverişli bir tarzda yaratılan bu şirin dünyamızın da vaziyetine ibretle bakmamızı emrediyor. Evet, dünyamızın ilk haline baktığımız zaman görüyoruz ki, sıvı halindeki bir maddeden taş, taştan da toprak yaratılmış. Eğer sıvı halde kalsa onda durulmaz, taş olduktan sonra demir gibi sert kalsaydı, ondan istifade etmek mümkün olmazdı. Elbette sıvı ile taş arasındaki toprağı yaratmak ve ondan bütün canlıların rızkını çıkarmak, nihayetsiz bir ilim ve hikmet sahibi olabilir.

Keza, insanlar sayısınca farklı sima ve seslerin yaratılmış olması ve hiç birinin diğerine benzememesi, sonsuz bir ilim ve kudretin işidir. Kör ve sağır olan tabiat ve tesadüfün eli bu İlâhi sanata karışamaz.

Keza; siyah, beyaz, sarı ve kızıl derili gibi farklı ten rengine sahip olunması da, farklı dillerde konuşulması da, hep Onun kudret delillerindendir. Aynı âzâları taşıdığımız halde, Allah herkesi farklı renk ve suretlerde yaratmaktadır. Böylece irade ve hikmetine, ilim ve kudretine bir sınır olmadığını göstermektedir. Hatta “Yeniden dirilişte, Biz insanların parmak uçlarını dahi toplamaya muktediriz.”ferman eden Cenab-ı Hak, dikkatleri parmak izine çevirmektedir. Gerçekten, her insannı siması diğer insanlardan farklı olduğu gibi, parmak izleri dahi benzememektedir. O kadar daracık bir alanda insanlar sayısınca farklı imzalar nakşedilmiştir. Bunda tesadüf olabilir mi? İnsanların ter kokuları ve saç telleri bile farklıdır. Bu farklılıkları fark eden insanlar, onunla suçluları teşhis edebilmektedir.

“Sizi önce topraktan, sonra bir damla sudan, sonra pıhtılaşmış bir kandan yaratan, sonra çocuk olarak çıkaran, sonra olgunluk çağına ve nihayet ihtiyarlığa ermeniz için yaşatan Odur. Kiminiz bundan önce ölüme mazhar olur, kiminiz de takdir edilmiş eceline kadar yaşar. Umulur ki, aklınızı kullanır, üzerinizdeki İlâhi kudret ve rahmetin eserlerini düşünürsünüz.” (Mü’min Suresi:67)

Evet, etrafımızdaki bütün varlıklar ve ömür boyu hayatın başına gelenler hep birer ibret vesilesidir. Tefekkür de, bunları ibret ve hikmet gözüyle görüp, Kânatın Yaratıcısına olan şahitliğini idrak ederek, manen Allah’a yaklaşmaktır. Hayata ve eşyaya anlam kazandırıp, hayatı istikamet üzere geçirip değerlendirmektir.

asyanur.info

Yorum Yap