İnsanın yaşantısında ve hareketlerinde her istediğini yapması, dinimizce kabul görmemiştir. Batı toplumları da mutlak hürriyet anlayışını terk etmeye başlamıştır. Her türlü hürriyetin başı boş kullanılmasının anarşi ve kargaşaya sebebiyet verdiği…

Demokrasiye geçmemizin üzerinden yetmiş sene geçmesine rağmen, yapılan yanlış uygulamalar sebebiyle ne demokraside, ne cumhuriyette, ne lâiklikte ve ne de İslâm dininde tam uzlaşabilmiş değiliz. Acaba aynı dini, aynı ülkeyi…

Bin yıllık mazisi İslâmiyete hizmetle geçen ve İslâm dini sayesinde gerçek kimliğine kavuşan necip bir milletin evlat ve torunları olarak, hilâfet ve saltanat kaldırılmakla birlikte, yeni sistem olan cumhuriyete, onun…

Dört halife döneminden sonra saltanata dönüşen hilafet ve padişahlık sistemini, İslâm’ın devlet idare sistemi zanneden veya İslâm’ın istibdat idaresine müsait olduğunu vehmeden bir kısım dinde hassas mukâkeme-i akliyede noksan bir…

Cumhuriyet tarihi boyunca yapılan 1924-1960-1982 anayasaları, sivillerin değil ihtilâl yapmış askerlerin anayasasıdır. Atatürk ilke ve inkılapları, paşaların yaptırdığı anayasaların ruhunu teşkil eder. Onlara uymayan kanunlar yapılamaz. Hem Atatürk hem de…

Çok dinli, çok dilli ve çok hukuklu bir devlet vasfıyla altı asırdan fazla, üç kıt’aya yayılmış sınırları içindeki milletleri rahatlıkla idare ederek örnek bir devlet sistemi geliştiren Osmanlı; zeval dönemine…

İslâm âleminde çıkan ve aldatmakla iş görerek pek çok hocaları ve âlimleri icraatlarına fetvacı yapan Süfyan, büyük deccalın tahrif olmuş ve hükmü kaldırılmış Tevrat ve İncil’e harp ilan edip ihanet…

Küçük bir uç beyliği iken, zamanla ulu bir çınara dönüşen ve üç kıt’aya yayılan Osmanlı Devleti, tabii ömrünü tamamlayıp tarih sahnesinden çekilirken; onun bıraktığı topraklar üzerinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti…

Osmanlı tarihinde ilk defa 31 Mart 1909 ayaklanması ile gündeme gelen irtica, cumhuriyet tarihi boyunca Müslümanları töhmet altında bırakmak ve köşeye sıkıştırmak için kullanılarak geliniyor. Halbuki hakiki bir terakki ve…

Kemalizm kendi başına bir felsefe ve ideoloji değildir. Oportinist ve pragmatist bir yaklaşımla fırsatları değerlendirme biçimidir. Muasır milletler seviyesine çıkma adına, Müslüman bir milletin bin yıllık geçmişi ve dini ile…

Etrafında toplanılması istenilen ve muhtelif zeminlerde dile getirilen rejime sahip çıkma fikrinin odak noktasını teşkil eden cumhuriyet,  yönetim şekli olarak insanlığın ulaştığı en kemâl mertebedir. Tarih boyunca devam edip gelen…

Tarih boyunca sürüp gelen ve hâlâ çeşitli şekillerde özelliğini devam ettiren istibdat, baskı ve diktatörlük rejimleri, hukukun üstünlüğüne ve temel hak ve hürriyetlere dayanmadığı için, öyle rejimlerde kanun hâkimiyeti olmaz.…

Çağdaşlık, Müslümanlığa ters düşen bir durum değildir. Sanayide, teknolojide, ilimde, fende ve sair müspet cihetlerde Müslümanlar çağdaş olmak, hatta bu konularda ecnebileri geçmek durumundadır. Yoksa çağdaşlık sadece sinema, dans, tiyatro,…

Türkiye Cumhuriyetini lâik bir sisteme döndürenlerin, demokrasiye geçildiği 1950 yılına kadar, lâiklik adına dine ve dindarlara uygulanan şiddetli baskı ve zulümler yüzünden, lâikliğe karşı soğuk davranan dindarlar onu dinsizlik olarak…

Asr-ı Saadetteki uygulamalar açısından bakıldığı zaman; adaleti ve eşitliği, temel insan hak ve hürriyetlerini, kul hakkını, emanetlerin ehline verilmesini, kanunlar çerçevesinde ceza vermekten başka herkesin meşru hareketlerinde serbest olmasını, ne…

Demokrasilerde devletin ve demokratik sistemin asıl sahibi milletin ta kendisidir. Silahlı kuvvetler ve diğer güvenlik güçleri milletin emrindedir. Milletin emrindeyse, orada demokrasiden bahsetmek mümkündür. Yoksa, doğrudan veya dolaylı yoldan millet…

Bin yıllık geçmişinde devlet geleneği bulunan, çağ kapayıp yeni bir çağ açan ve “Bu dünya bir padişaha çok, iki padişaha az.”diyen devlet adamları yetiştiren asil milletimiz; aşiret, beylik, mutlakiyet ve…

23 Temmuz 1908 yılında ilan edilen 2. Meşrutiyetten sonra, bu yönetim biçimini anlayamayan ve onu şeriata muhalif telakki eden bir kısım dindarlar tarafından, ortalığın toza dumana karıştığı, çoğu kimselerin önüne…

İslâm şeriatını ve hukukunu sadece el kesmek ve zina edeni taşlamak gibi bir kaç konuya münhasır zanneden kimselerin ne kadar yanıldıkları ortadadır. İslâm dini, itikat, ibadet, ahlâk, muamelat ve had…

Türkiye Cumhuriyetinin tarihinde, 1950 yılına kadar demokrasi yoktur. İnsan hak ve hürriyetlerinin askıya alındığı, vicdan ve din hürriyetinin en ceberut bir anlayışla, devletin demir yumruğuyla sindirildiği bir dönemdir. Onun içindir…

İslâm dininin ön gördüğü ve insanlık tarihinin ve beşeri yönetimlerin hâlâ erişemediği Asr-ı Saadetteki yönetim modeli, ahlâki değerler ve dînî motiflerle zenginleştirilmiş; hürriyet, adalet, meşveret ve hukukun üstünlüğünden medet alan…