Hatıralar Geçidi Risale-i Nur Hizmeti

SİYASET ÂLEMİNDE GELİŞEN HADİSELER (HATIRALAR GEÇİDİ- 55)

Reklam

Risale-i Nur dairesinde menfi ve müspet nice hadiseler yaşanırken, 1994 yılında siyaset âleminde de bir çok hadiseler meydana gelmeye başladı. Yapılan mahalli seçimlerde, otuz dört senedir mukaddes değerleri siyaset malzemesi yapan Milli Görüş zihniyeti, seçimlerde çok ciddi bir başarı elde etti. Yirmi sekiz il ve yüzlerce ilçe ve belde seçimlerini kazandılar.

Sanki gizli bir el, Refah Partisini iktidara doğru itiyordu. Belediyelerde başarılı bir hizmet hamlesi başlattılar. Fakir fukara ahaliye odun, kömür ve gıda yardımlarıyla sempati topladılar. 25 Aralık 1995 yılında genel seçim kararı alınmıştı. Refah Partili belediyeler var güçleriyle çalışıyor ve genel seçimde tek başına iktidar olmayı hedefliyorlardı. Bütün dinî cemaat ve tarikatların büyük ekseriyeti bu partiye destek veriyorlardı.

Ne garip bir durumdur ki, Anavatan Partisi iktidarları boyunca yalnız kalan Yeni Asya Nur Talebeleri yine yalnız bırakılmıştı. Bizim gruplarımız bile, Demokrat Misyon ruhunun Refah Partisine geçtiğini söylüyorlardı. Yeni Nesil grubu da buna dahildi. Biz ise, Risale-i Nurlardaki içtimai ve siyasi prensiplerden hiç taviz vermiyor ve yalnız da bırakılsak mesleğe olan sadâkatimizi sürdürmeye devam ediyorduk.

Zira, Bediüzzaman Hazretleri manen vazifeliydi. Din, umumun mukaddes malıydı. Her hangi bir parti onu inhisar altına alamazdı. Bu, fitneyi uyandırmak olurdu. İslâmiyet, Kur’an ve bu vatan maslahatına, dindar ve dine hürmetkâr olan Demokratlar mutlaka desteklenmeliydi. Öyle de yapıldı. Ancak, Süleyman Demirel’den yüzde yirmi yedi oy oranıyla Doğru Yol Partisini devralan Tansu Çiller, maalesef o seçimde başarılı olamadı ve parti yüzde on dokuza geriledi.

ANA-YOL koalisyonu kurulamayınca, REFAH-YOL koalisyonu kuruldu. Çiller, partiye damgasını vurmak için Demirel’e ait ne varsa partiden atmak ve onunla birlikte olanları tırpanlamak için yaptığı hataların bedelini ağır bir şekilde ödüyordu. Turgut Özal’ın ölümüyle cumhurbaşkanı olup Çankaya Köşkü’ne çıkan Demirel ile zıtlaşması, siyaset bakımından büyük bir yanlışlıktı.

REFAH-YOL iktidarı, ekonomi bakımından başarısız değildi. Emekli ve memur maaşlarında ciddi iyileştirmeler yapılmış, havuz sistemiyle devletin gelir ve giderleri kontrol altına alınmıştı. Ancak, derin güçler iktidarın altını oymak için profesyonel planları devreye koymuşlardı bile. Müslüm Gündüz, Ali Kalkancı ve Fadime Şahin gibi vazifeli elemanlar, 28 Şubat 1997 post modern darbesine zemin hazırlıyorlardı. Ortalık toz duman olmaya başlamıştı. Necmettin Erbakan’ın başbakan sıfatıyla, Başbakanlıkta tarikat şeyhlerine ve cemaat önderlerine iftar vermesi işin tuzu biberi oldu. On bir ay süren REFAH-Yol koalisyonu, 18 Haziran 1997 tarihinde Erbakan’ın verdiği istifa dilekçesiyle son buldu. Ve Refah Partisi, lâiklik karşıtı eylemlerin odağı olmak suçuyla, Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı. O zamana kadar verilen bütün emekler, elde edilen maddi ve manevi kazanımlar, sarf edilen enerji ve paralar ziyan oldu gitti. Bediüzzaman Hazretlerinin, siyaset âlemiyle ilgili ortaya koyduğu prensiplerin ne kadar doğru ve yerinde olduğu anlaşıldı fakat iş işten geçmişti. (Devamı yarın)

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları) (YouTube-Sami Cebeci ile canlı Risale-i Nur dersleri)

Reklam

Yorum Yap