Tefekkür

SİVRİSİNEKTEN MİSAL GETİRMEK- 2

Reklam

Allah’ın yarattığı bütün varlıklar gibi, sivrisineğin yaratılışı dahi başlı başına bir mucizedir. Sivrisineğin baş kısmında bulunan hortumu içinde ikisi kesici, ikisi delici ve diğer ikisi kan emici olan altı adet bıçak vardır. Karın kısmında bulunan ısıya duyarlı reseptörler vasıtasıyla, gecenin zifiri karanlığında bile uyuyan insanı bulan ve hedefini hiç şaşırmadan kan damarına yavaşça konan sivrisinek, âdeta lokal anestezi yaparak salgıladığı sıvı ile iğnesini batırdığı bölgeyi uyuşturur.

Bahsi geçen sıvı, kanın pıhtılaşmasını engelleyerek, kanın kolay emilmesini sağlar. Kesici ve delici bıçaklarıyla kolayca deriyi delip, damara giren sivrisineğin hortumu içindeki diğer iki bıçak birleşerek, içi boş bir hortum halini alır ve emilen kanı karın bölgesine gönderir. Beyninden giden sinyallerle, daha fazla kan emilmesi önlenerek karın bölgesinin patlaması engellenmiş olur. Biz farkına varıncaya kadar da sinek çoktan uçup gitmiştir bile. Bu yaptıklarıyla, hem yumurtalar içindeki sinek larvalarının protein ihtiyacını temin eder, hem de insan vücudunda kirlenmiş kanın bir kısmını emerek, fazla kanın alınmasında fıtrî hacamatlık vazifesini yapmış olur. Binlerce yıldan beri aynı sistemle yaratılan ve sanki başka bir âlemde eğitimden geçip öyle dünyaya gönderilmiş gibi vazife yapan sivrisineklerin yaratılışındaki bu mucize özellikler  hangi tabiat, tesadüf ve evrimle izah edilebilir?

Bediüzzaman Hazretleri de aynı noktaya dikkat çeker: “Hortumlu sivrisinek dünyaya geldiği dakikada hanesinden çıkar, durmayarak insanın yüzüne hücum eder, uzun asasıyla vurur, ab-ı hayat fışkırtır, içer. Hücumdan kaçmakta erkân-ı harp gibi maharet gösterir. Acaba bu küçük, tecrübesiz, yeni dünyaya gelen mahlûka bu sanatı ve bu fenn-i harbi ve su çıkarmak sanatını kim öğretmiş? Ve nerede öğrenmiş? Ben, yani bu biçare Said, itiraf ediyorum ki, eğer ben o hortumlu sineğin yerinde olsaydım, bu sanatı, bu kerrüfer (vur-kaç) harbini ve su çıkarmak hizmetini, çok uzun dersler ve çok müteaddit tecrübelerle ancak öğrenebilirdim.” (Lem’alar s. 311)

Kirli ve durgun sulara bırakılan yumurtaların larva halinden sivrisinek haline gelip, kozasından çıkarak uçmasına kadar geçen evrelerdeki mucize özelliklere hikmet ve ibret gözüyle bakınca, Allah neden sivrisinekten misal getirmeyi terk etmediği daha iyi anlaşılıyor. Onun küçücük vücudundaki büyük sanat, Yüce Kudrete milyarlar dillerle şahitlik yapıyorlar. Allah’ın varlık ve birliği için getirilen bu misal, iman ehlinin imanını kuvvetlendirirken, inkâr edenlerin de inkârlarını arttırdı. Onunla kimi insanlar hidayete erdi, kimi insanlar da dalâlete gitti. Dalâlete gidenler de fâsıklardan başkası olmadı. Fâsıklar da, hak yoldan ayrılan ve sapık yollara düşenlerden başkaları değildi.

“Ey insanlar, size bir misal getirildi. şimdi onu dinleyin: Sizin Allah’ı bırakıp da taptıklarınızın hepsi bir araya gelse, bir sinek bile yaratamazlar. Sinek onlardan bir şey kapacak olsa, onu da geri alamazlar. İsteyen de âciz, istenen de..” (Hac Suresi: 73)

Kanatlarını saniyede beş yüz defa çırpan, bu yüzden kanat çırpmaları vızıltı şeklinde duyulan ve labaratuvar şartlarında kanat çırpmaları azaltılarak, Allah Allah diye zikretme sesi duyulan sivrisinekler, insan olan insanlara çok şeyler söylüyorlar. Ancak “Anlayana sivrisinek saz, anlamayana gök gürlese yine az.”

asyanur.info  samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları)  (YouTube-Sami Cebeci ile canlı Risale-i Nur dersleri)

 

Reklam

Yorum Yap