Genel

SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZİN (ASM) TEVAZU HASLETİ- 1

Bütün âlemlerin yaratılış sebebi ve Kâinatın Efendisi olan Sevgili Peygamberimiz (asm), insanlar içinde en alçak gönüllü ve en tevazu sahibi olanıydı. Ümmetine her cihetle örnek olan o Kudsî Elçi (asm) kul veya kral bir peygamber olmak arasında tercih ona bırakıldı da, O kul bir peygamber olarak kalmayı tercih etti. Ve ümmetine de mütevazı olmayı emretti.

Tevazu ile ilgili bir hayli hadis-i şerifler vardır. Onlardan bazıları şunlardır: “Allah birbirinize karşı mütevazı olarak davranmanızı bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse kimseye karşı övünmeyecek ve hiç kimse kimseye zulmetmeyecek.” “Allah beni cömert ve mütevazı bir kul olarak yarattı. Beni kibirli, inatçı ve hakkı bile bile çiğneyen bir kimse yapmadı.” “Kişinin sohbet toplantılarında aşağılarda oturmaya gönlünün razı olması, Allah için tevazuundadır.” “Tevazu kulun ancak şerefini arttırır. Öyle ise, mütevazı olun ki, Allah sizi yükseltsin. Affetmek de kulun ancak izzetini arttırır. Öyle ise affediniz ki, Allah sizi aziz kılsın.”  “Kim mütevazı olursa, Allah onu insanlar nezdinde yüceltir.”  “İnsanların kalbinden ilk kaldırılacak şey, Allah’a karşı kalbin korku ve tevazusudur.”

Hadis kitaplarında daha bunlar gibi tevazu ile alâkalı nice hadisler vardır. Mütevazı olmayı ümmetine emreden Sevgili Peygamberimiz (asm) evinde elbisesini diker, ayakkabılarını tamir ederdi ve “Ben kulun yediği gibi yer, oturduğu gibi otururum.” derdi. Kendisine gelen bir elçinin, onun haşyet ve heybetinden titremesine karşı “Ben kral değilim. Ancak kuru bir ekmek ve kuru bir et yiyen bir kadının çocuğuyum.” diyerek elçiyi sakinleştirmesi ne kadar alçak gönüllü olduğunu gösterir.

Yine bir gün Mescid-i Nebeviye bir elçi geldi. O sırada Sevgili Peygamberimiz (asm) Sahabe-i Kirama su dağıtıyordu. Elçi sordu: “Bu kavmin efendisi kimdir?” Resul-ü Ekrem (asm) cevap verdi: “Kavmin efendisi, ona hizmet edendir.” Böylece, fiilî olarak icraatıyla milleti yönetenlerin, o millete efendilik taslamak değil, hizmetkârlık yapmakla yükümlü olduklarını ders veriyordu. Bu hakikate dayanarak Bediüzzaman Hazretleri “Demokratlık, hürriyet-i vicdan İslâm’ın bu kanun-u esasisine dayanarak devam edebileceğini söylüyordu. Sahabe-i Kiram ve Tabiin dönemleri, tavazuun hâkim olduğu ve adı konmamış dindar bir demokratlığın yaşandığı saadetli yıllardı. Ne zaman dört halife döneminden sonra, yönetimler ısırıcı bir saltanata dönüştü, alçak gönüllük olan tevazu da mazide kaldı.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)  (YouTube-Sami Cebeci ile canlı Risale-i Nur dersi)

Reklam

Yorum Yap