İman ve İbadet

RUHA VERİLEN ÖLÜMSÜZLÜK HAKİKATİ- 1

Bütün insanlar ruhlar âleminden başlayıp, dünyadan geçen ve âhiret âlemlerine giden uzun bir seferin yolcularıdır. Kâinatın hadsiz fezasında ve güneşe bağlı olarak döndürülen dünya bir imtihan meydanıdır. Hangimizin ameli daha güzel olacak diye onun tespiti burada yapılır.

Kabir âlemi denilen berzah hayatı bir ara durak, mahşer meydanı  hesabın görüleceği bir alan, âhiret yurdu ise ebediyen kalınacak mekânlardır. Bu dünyada imtihan edilen asıl hakikat insanın ruhudur. Beden ruhun yuvasıdır. Ruh, beden evinde misafir gibidir. Dünya fâni olduğu gibi, maddi beden de fânidir. Ancak, içindeki ruh bâkidir. Allah ruhu yarattığı zaman ona ölümsüzlük özelliği vermiştir. “Her nefis ölümü tadacaktır.” ayetine göre ölüm ile ruh bedenden ayrıldığında, bütün özellikleri ile birlikte ayrılır. Hayat, görme, işitme, konuşma, anlama ve hissetme gibi sıfatlar ruha aittir. Fakat, bu sıfatlarını sebepler âlemi olan bu dünyada, maddi bedenindeki organları ile icra eder. Ölümle sebeplerin kayıtlarından sıyrılan ruh, bu organlara ihtiyacı olmadan görür, işitir, konuşur, anlar ve hisseder.

Ruh, hayat özelliği ile birlikte beden yuvasını ölümle terk ettiğinde, geride kalan beden ölüme maruz kalır. Ruh olmadan bedendeki biyolojik hayat iki veya üç gün içinde biter ve beden hücreleri zamanla dağılarak aslına yani toprağa dönüşür. Ruh ise, kabir âlemindeki ruhani hayatına devam eder.

Azrail adındaki ölüm meleğinin vazifesi, eceli gelen insanların ruhlarını beden yuvasından çıkarıp, berzah âlemlerine sevk etmektir. Ruhu yok etmek gibi bir vazifesi yoktur. Ruh, ölümle bedenden ayrıldığı için beden tahrip olur ve dağılır. Yaklaşık yüz trilyona yakın hücrelerden meydana gelen beden çürür ve toprağa dönüşür. (Devamı yarın)

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları) (YouTube-Sami Cebeci ile her akşam canlı Risale-i Nur dersleri)

Reklam

Yorum Yap