On beş asırdan beri önce kilise, sonra dört yüz seksen bir yıl cami olarak mabet vazifesi gören Ayasofya, 24 Kasım 1934 yılında bir bakanlar kurulu kararıyla müze haline getirildi.
Seksen altı senedir müze olarak kullanılan Ayasofya için, Hrıstiyanlar bu hale sevinirken,başta Türkiye olarak bütün İslâm dünyası adeta kan ağladı. Üzerinde nice şiirler ve makaleler yazıldı, çizildi. Bediüzzaman Hazretlerinin çok önemli bir gayesi de onun tekrar açılması idi. Selahattin Çelebi Ağabeyin ” Ayasofya’nın bu durumu ne olacak üstadım?” sorusuna karşı “Ayasofya’nın camiye çevrilmesi, Hrisyianlığın İslâmiyete devir tesliminin bir abidesidir. Bir gün yine cami olarak açılacaktır.” demesi çok anlamlıdır.
Tek parti iktidarının çeyrek asır süren müstebit icraatlarından biri olan Ayasofya’yı müzeye dönüştürmesine karşılık, Demokrat Parti hükümetine “Bu kahraman milletin ebedi bir medar-ı şerefi, Kur’an ve cihad hizmetinde dünyada pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılıçlarının yadigârı olan Ayasofya’yı müzahrafattan temizleyip camiye döndürülmesini” ezanın aslına çevrilmesi gibi onu da istemiş fakat o zamanın şartları buna el vermemiştir. Ancak,1980 yılında Adalet Partisinin azınlık hükümeti iktidarında Ayasofya’nın Hünkâr mahfili ibadete açılarak minarelerinden ezanlar okutuldu ve yirmi dört saat mukaddes emanetler bölümünde Kur’an hatmi başlatıldı. Fakat bir ay sonra yapılan 12 Eylül ihtilâlini yapanların ilk işi, Ayasofya’yı tamir bahanesiyle kapatmak oldu.
1991 yılında koalisyonla da olsa iktidara gelen başbakan Süleyman Demirel, tekrar Ayasofya’yı kısmen de olsa ibadete açtı, ezanlar okundu. Bu sefer de 28 Şubat 1997 post modern darbe ile yine kapatıldı. Cemaat olarak tekrar ibadete açılması için mücadeleyi sürdürdük. Hakkında makaleler yazıldı ve çizimler yapıldı. Asya Nur Kültür Merkezimizdeki seminerler zincirinin son halkasında, İslam Yaşar kardeşimizin verdiği son seminer konusu “Mahzun Mabet Ayasofya ” idi.
Bediüzzaman Hazretleri, Hutbe-i Şâmiye eserini 1950 yılında Arapçadan Türkçeye tercüme ederken bazı ilâveler yapmış. Sömürge durumundan İslâm devletlerinin kurtuluşunu fecr-i kâzip de olsa, otuz- kırk sene sonra fecr-i sâdık çıkacak tespitini yapmış. Ayasofya’nın tekrar camiye dönüp ibadete açılması bir anahtardır. 1980 yılında yarım ibadete açılması otuz seneye takabül ediyor. O tarihten kırk sene sonra 24 Temmuz 2020 Cuma günü tamamen ibadete açılmış olması, hem Türkiye hem de İslâm dünyası için fecr-i sâdıkın (gerçek sabahın) başlamasıdır. Bundan sonra İslâm adına çok hızlı ve çok büyük gelişmeler olacak inşaallah.
Bu münasebetle, seksen altı seneden beri Ayasofya’nın ibadete açılması için emeği geçen, danıştay üyelerinden Cumhurbaşkanına kadar herkese en kalbî dualarımızla milletçe şükranlarımızı sunuyoruz. Bediüzzaman’ın bir vasiyeti daha yerine geldi, elhamdülillah. Allah razı olsun.
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları)

