İman ve İbadet

NEFSİN İNSANA KURDUĞU HİLE VE TUZAKLAR- 2

(Dünden devam)

Nefisle yapılan mücadele insanı manen yüceltir. Mümin olan kişiyi cennetin en yüksek makamlarına çıkarır. Ancak, nefisle yapılan mücadele çok zordur. Eğer, ona şeytan da yardım ederse, insanı aşağıların en aşağısına düşmesine sebep olur. Cenab-ı Hak, hem nefis ve şeytanı yaratmış hem de onlara uyulmamasını için, Kur’an-ı Kerim’im nice ayetlerinde ikazlar yapmıştır.

Nefsin insana kurduğu tuzaklardan en tehlikelisi, yapılması gereken ibadetleri sürekli erteletme tuzağıdır. “Kırk yaşından sonra namaza başlar ve geçmişte işlediğim günahlara tövbe eder kurtulurum.” der. Halbuki, kırk yaşına çıkmaya hiç kimsenin senedi yoktur. İnsan, her an hem yaşamak  hem de ölmek ile karşı karşıyadır. Kırk yaşına geldikten sonra ise, alışkanlıkları sabitleşir. Doğru yola dönmesi gerçekten zorlaşır. Bu sefer “Emekli olduktan sonra namaza başlarım.” der. Emekli olduktan sonra da “Bu yaşa kadar yapmadığın ibadetleri yaparak Allah’ı mı kandıracaksın!” diyerek, o insanı hak yoldan tamamen saptırır.

İnsan nefsinde bulunan arzu ve istekler, Allah’ın razı ve hoşnut olmadığı fena şeylerdir. Zira, yaratılışı gereği nefis hep kötülüğü emreder. Nefsinin arzularını tereddütsüz yerine getirenlerin İlâhı, kendi nefsidir. Halbuki, Allah’dan başka İlâh ve ondan başka emir ve yasaklarına tapılacak başka bir varlık yoktur. İbadet edenlere onu terk ettiremeyen nefis ve şeytan, bu sefer onu tehir ettirmeyi denemeye başlar. Gerçekte ise, en makbul olan ibadet, vaktin ilk evvelinde eda edilen ibadet ve kılınan namazdır.

İnsan nefsi, kendinde görülen güzelliklerle iftihar eder ve boş yere övünür durur. Halbuki, Allah’dan gelen hayrı kabul etmek ve işlediği fenalık ve günahlara merci olmak için yaratılmıştır. İşlenen günahların adresi doğrudan nefistir ve bedelini de o öder.

İnsan nefsinin hile ve tuzakları saymakla bitmez. Herkes iç dünyasında onu yakından bilir ve tanır. Onunla mücadele etmenin tek yolu, onun isteklerinin tam tersini yapmaktır. Helâl dairesine razı olup, haram dairesine girmemektir. Zira, Bediüzzaman Hazretlerinin ifade ettiği gibi: “Helâl dairesi geniştir, keyfe kâfi gelir. Harama girmeye hiç lüzum yoktur.” (Sözler s. 33)

Bahsi geçen hakikatlere riayet edildiği takdirde, o nefsin hoşlandığı her şey, cennette  ebedi olarak ona ikram ve ihsan edilecektir. Bahtiyar olan o kimselerdir ki, sabır kuvvetini her türlü günahlardan nefsini sakındırmakta kullanıp, ebedi saadetlere mazhar olur. Cenab-ı Hak, cümlemizi o bahtiyarlar grubuna dahil etsin ve ebedi saadetlere mazhar kılsın, amin.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları) (YouTube-Sami Cebeci ile her akşam canlı Risale-i Nur dersleri)

Reklam

Yorum Yap