NEFİS VE VİCDAN DENGESİ
İman ve İbadet

NEFİS VE VİCDAN DENGESİ

Mahlûkatın en şereflisi ve kabiliyet bakımından en üstünü olarak yaratılan insana, imtihanına vesile olması için olumsuz duygularla donatılmış bir nefis verilmiştir.

İnsan, nefsi ile mücadele etmek suretiyle, onu terbiye edip hayırlı işlerde istihdam etmek durumundadır. Aksi takdirde nefis insana biner ve istediği istikamette sürükleyerek her türlü fenalığı işlemesine sebebiyet verir. Bunun sonucu ise, dünya ve âhirette zarar ve hüsrandır.

Karmaşık bir yapıya sahip olan insanın en güzel cihetlerinden biri de, ona ihsan edilen vicdandır. Bütün olumlu  duygular vicdanda toplanmıştır. Doğru ile yanlışın ayırt edilmesinde vicdan en doğru hakemdir. Vicdan yalan söylemez. Vicdanın fıtratında yalan olan şeylere itiraz etme özelliği vardır. Vicdan, aklın penceresidir. Akıl, hakikatleri o pencereden görür, anlar, kabul ve tasdik eder.

Vicdanın, Allah’ın yarattığı haliyle saf ve temiz kalması, ancak iman ve amel-i salih ile mümkündür. Bediüzzaman Hazretlerinin tarif ettiği gibi “İman, Şems-i Ezeli’den vicdan-ı beşere ihsan edilen bir nur ve bir şuadır ki, vicdanın iç yüzünü ışıklandırır.” (İ.İ’caz s.74) İman sayesinde nurlanan vicdan, bütün kâinatla ünsiyet peyda eder ve varlıkların yaratılış gayesini anlar, tasdik eder. Yine iman sayesinde eşyanın sırlarını idrak eden ve ölüm sonrası hakkında bilgi sahibi olan vicdan, ebede kadar uzanan emellerini ve arzularını teskin eder. Böylesine safiyetini koruyan bir vicdan, gerçekleri olduğu gibi görür ve hak ile batıl arasında adaletle hükmeder. Hakkı hak bilip ittiba eder, bâtılı bâtıl bilip içtinap eder. Bu ise, insan için en büyük hidayettir.

İmandan nasibi olmayan bir vicdan kördür, gerçekleri hakkıyla göremez. İnkâr denilen şey vicdanın çürümesine, bozulmasına ve tahrip olmasına sebeptir. Vicdansız insanlar yılan gibi zehirlemekten lezzet alırlar. Zulüm damarı önü alınamayacak kadar büyür. Nefs-i emmarenin telkiniyle işlenen günahlar da, vicdanda var olan bütün güzel duyguların ölümüne sebep olur. Artık o insan, sosyal hayatın altını üstüne getiren canavar bir hayvan, kanun ve nizam tanımayan bir anarşist olur. Onlarla başa çıkmak da kolay olmaz.

Bu tahlillerden ortaya çıkan sonuç şudur: İman denilen hakikat, nefsin bütün olumsuz duygularını frenler ve terbiye eder. Vicdanın sahip olduğu güzel duyguların gelişmesini sağlar. Nefis ile vicdan arasındaki dengeyi temin eder. Sosyal hayattaki ahengin korunması, insanlar arası beşeri münasebetlerin düzgün işlemesi, kanun hâkimiyetinin temin edilmesi gibi temel değerler, nefis ve vicdan dengesini elde etmiş, tahkiki imana sahip müminlerin çoğalması ile mümkündür. Dünya hayatının saadeti de buna bağlıdır. Yoksa, cemiyet hayatı hak ve hukuk tanımayan vicdansız insanların elinde yaşanması zor olan bir cehenneme döner.

asyanur.info

Yorum Yap