Siyaset

MÜSLÜMANLIK MI YOKSA TÜRKÇÜLÜK MÜ?- 1

Himalaya Dağlarının arkasındaki geniş ovaların, yaylaların ve Orta Asya bozkırlarının cengaver ve savaşçı milletleri olan Türkler, Şamanist bir toplumdu.Yer tanrısı ve gök tanrısı diye iki tanrılı beşerî bir dine inanıyorlardı.

Milâdi 9. asırda Horasan ve Mavera-ün Nehir taraflarında Müslüman Araplarla karşılaşan ve savaşan Türkler, kısa bir zamanda İslâm dinini tanımış ve kabul etmişti. Ve tarihe mal olmuş Müslüman Türk devletleri kurmuş ve o günlerden bu güne İslâm kimliğinden kat’iyen kopmamıştı.

Bin seneden beri Kur’an’ın bayraktarı olarak, İslâm sancağını Asya, Afrika ve Avrupa kıt’alarında şanla ve şerefle dalgalandıran bu asil millet, bütün tarihî iftihar vesilelerini İslâm dininde bulmuş, özellikle Anadolu topraklarının tapusunu, mensubu oldukları İslâm adına şehit kanlarıyla imzalamışlardı.

Türklük kimliğini, İslâm kimliği içinde eriten ve “Bütün müminler ancak kardeştirler.” İlâhi emrine uyarak, İslâm âlemine asırlarca ileri karakolluk vazifesini ve halifelik merkezliğini yapan Müslüman Türkler, dünyanın neresinde olursa olsun Müslümandı. Diğer milletler gibi, başka bir dine mensup olanları yoktu. Nerede bir Türk varsa Müslümandı. Müslümanlıktan çıkan, Türklükten de çıkmıştı. (Macarlar gibi.)

Altı yüz yirmi beş sene gibi çok uzun zamanlar boyunca farklı dillere, dinlere ve farklı milliyetlere hükmeden Osmanlı Devletinin ortak kimliği, genelde Müslümanlık ve Osmanlı olmaktı. Milyonlarca nüfus bu ortak kimlikle bir arada duruyor, farklı dine mensup olan azınlıkların hukuku ise, özellikle korunuyordu. Cami, kilise ve Havra gibi ibadet mahalleri bir arada ve huzur içinde yaşıyorlardı.

Fakat, kuvvetli ve kudretli dönemlerini geride bırakan ve Tanzimat ile birlikte yönünü Avrupa’ya çeviren Osmanlı Devleti, oraya tahsil için gönderdiği aydınların dönüşüyle, yavaş yavaş çatırdamaya başlamıştı. Zira, Avrupa’ya giden talebeler, ırkçılık hastalığı ile geri dönüyorlardı. 2. Meşrutiyetin ilanı arefesinde iyice alevlenen ırkçılık akımları, milletin birlik ve beraberliğini tahrip eden ırkçı kulüpleri ve cemiyetlerin meydana gelmesini netice verdi.

İttihad-ı İslâm ve Osmanlılık etrafında birliği temin etmeye çalışan bir kısım münevver din ve ilim adamlarına bedel, Türkçülük fikrini öne çıkaran bazı siyasiler ve fikir önderleri vardı. Ziya Gökalp de onlardan biriydi. Kendisi halis muhlis bir Kürt olduğu halde, Türkçülük ve Turancılık fikirlerini yaymada en ön saftaydı. Kısmen başarılı da olmuştu. (Devamı yarın)

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları) (YouTube-Sami Cebeci ile her akşam canlı Risale-i Nur dersleri)

Reklam

Yorum Yap