Hayat

MESLEK VE MEŞREP KAVRAMI

Reklam

Meslek ve meşrep, tutulan yol, tarz ve usul demektir. Her meslek ve meşrebin bir takım prensipleri, düstur ve kaideleri vardır ve olmalıdır.

“Mesleğimiz tarikat değil, hakikattir. Bu zamanda Sahabe mesleğinin bir cilvesidir.”diyen Bediüzzaman Hazretlerinin, Kur’an’ın büyük caddesi olarak tanımladığı bir mesleği ve hizmet tarzı vardır. Bu tarzın, şartlar ne olursa olsun, zaman ve zemin neyi gerektirirse gerektirsin, mutlaka özünün ve orijinalliğinin korunması icap etmektedir.

Bediüzzaman’ın kendi tespitiyle hem diyanet, hem siyaset, hem cihat, hem saltanat, hem daha pek çok daireleri içine alan mesleğinin temel prensiplerinin bilinmesi, öğrenilmesi ve bilfiil yaşanması, Nur Talebelerinin vazgeçilmez vasıflarıdır. Bu konularda meydana gelen sapmalara merhum Zübeyir Gündüzalp Ağabey “İmanda değil, meslekte dalâlet.”diyormuş.

Bediüzzaman, meslek ve meşrep olarak ifade edilen hizmet tarzına o kadar ehemmiyet veriyormuş ki, hizmetinde bulunan ağabeylerden öğrendiğimize göre “Eğer, Şeyh Abdülkadir-i geylani veya Şah-ı Nakşibent Hazretleri gelseler ve deseler ki ‘Ya Said! Mesleğinden birazcık taviz ver. O zaman, milyonlarca talebelerin olacak ve bu hapis ve sürgün sıkıntılarının hiç birisini çekmeyeceksin.’ O mübarek üstatlarımın ellerini öpeceğim fakat her ne kadar bu çeşitli sıkıntılar olsa da, bu mesleğimden yine taviz vermeyeceğim.”demesi , gerçekten çok ilginçtir.

Bediüzzaman Hazretleri, bin seneden beri İslâm dinine hizmet eden çeşitli isimlerdeki tarikatlar ve kelâm alimlerinin tarzlarını birleştirmiş, yalnız akla veya kalbe hitap eden hizmet metotları yerine, akıl ve kalbin ittihat ve imtizacı, ruh ve sair duyguların yardımı ayağıyla talebelerini manen en yüksek makamlara  çıkarmış ve hen an Allah’ın huzurunda bulunmak şuuruna ulaştırmıştır. Yine acz, fakr, şefkat ve tefekkür yoluyla; talebelerine tevazu, mahviyet, terk-i enaniyet, kardeşler birbirinde fâni olma, kardeşinin nefsini kendi nefsine tercih etmek gibi, Sahabelere mahsus nice yüksek ahlâkları kazandırmıştır.

Dünyevi bir cemiyet veya dernek yapısından tamamen farklı olarak, gönüller üzerine kurulu bir cemaat teşkiline muvaffak olmuştur. Bu cemaatin ana gayesi, kuvvetli iman dersleriyle hem kendilerinin hem de milletinin imanlarını kuvvetlendirip âhiretlerini kazandırmak ve bu memleketi de maddi ve manevi anarşiden muhafaza etmektir. Ne tarikatlar gibi sofilik ve ne de dünyevi bir teşkilat yapısı bu meslekte yoktur.

asyanur.info

 

 

Reklam

Yorum Yap