Ku'an

KUR’AN-I KERİM’İN YÜCELİĞİ

Vahiy meleği olan Hz. Cebrail (as) aracılığı ile bazı peygamberlere indirdiği yüz on sahife ve Tevrat, Zebur, İncil ve Kur’an olarak dört büyük kitapla varlık ve birliğini açıkça gösteren Cenab-ı Hak; son din olan İslâmiyetle dini tamamlamış ve kemale erdirmiştir. “Allah katında din yalnız İslâm’dır.”ayeti ile de son noktayı koymuştur.

Semavi sahifelerin aslı ortada kalmadığı ve Tevrat ve İncil’in orijinalliği tahrif edilip bozulduğu halde, Kur’an-ı Kerim’in bir harfi bile değişmeden günümüze kadar gelmiştir. Kendi kutsal kitaplarını tahrif eden Yahudiler, Kur’an’ı da bozmak için çok uğraşmışlar. Ancak, Kur’an, Allah’ın koruması altında olduğu için buna muvaffak olamamışlardır. Tevrat ve İncil’deki ayetlerin hangisi Allah kelâmı, hangisi insan uydurması olduğu belli değildir.

“Kur’an’ı Biz indirdik ve yine Biz koruyacağız.”ayetinin ifadesiyle, Allah’ın koruması altına alınan Kur’an, Bediüzzaman’ın yaptığı tarife göre “Bütün âlemlerin Rabbi itibariyle, Allah’ın kelâmıdır; hem bütün mevcudatın İlâhı ünvanıyla Allah’ın fermanıdır. Hem bütün semavat ve arzın Hâlıkı namına bir hitaptır. Hem Rububiyet-i mutlaka cihetinde bir mükâlemedir. Hem saltanat-ı âmme-i Sübhaniye hesabına bir hutbe-i ezeliyedir…Ve şu sırdandır ki, “Kelâmullah’ ünvanı, kemâl-i likatle Kur’an’a verilmiş ve daima da veriliyor.” (Sözler s.334)

Şu harika tarifler karşısında söylenecek başka bir söz kalmıyor. Kur’an’ın bu kudsî özelliğindendir ki, geçmiş İslâm taifeleri ve bilhassa Osmanlılar ona lâyık olduğu hürmeti göstermişler ve içindeki hakikatleri kendilerine rehber etmişlerdir. Osman Gazi, yatacağı odanın duvarına asılı Kur’an’ı sabaha kadar okumuş, neden yatmadığı sorulunca “Kur’an bulunan odada ayağımı uzatarak uyumayı uygun bulmadım.”diye cevap vermiştir.

Bir Japon Başkumandanı “Müslümanlar ne zaman dinlerine sımsıkı bağlanmışlarsa o nispette yükseldiklerine, ne zaman ellerini gevşettilerse geri kaldıklarına tarih şahittir.”demiştir. Evet, Kur’an yalnız ölülerin arkasından okunmak için indirilmemiştir. Kur’an’ın asıl muhatabı diri ve hayatta olanlardır. Onun beyan ettiği hakikatleri anlamak ve yaşamak, Müslüman olan her ferdin hayatının en büyük gayesi ve hedefidir. Onun mânâlarını da bu zamanda en iyi şerh ve izah eden Nur Risaleleridir. Özellikle, iman hakikatleri noktasında eşsiz ve emsalsiz bir Kur’an tefsiridir. Dünya durdukça Kur’an’la birlikte onlar da okunacak ve insanlığın imanına hizmet ederek iki cihan saadetine vesile olacaktır, inşaallah.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)

Advertisement

Yorum Yap