İman ve İbadet

KADER İNANCINDA İSTİKAMET-2

Reklam

Bediüzzaman Hazretlerinin dediği gibi “İlim malûma tâbidir. Yani, nasıl olacak, öyle taallûk ediyor. Yoksa malûm, ilme tâbi değil. Yani, ilim desatiri (düsturları) malûmu, harici vücut noktasında idare etmek için esas değil. Çünkü, malûmun zâtı ve vücud-u haricisi, iradeye bakar ve kudrete istinad eder.” (Sözler s.430)

Konunun anlaşılması için bâzı örnekler vermek gerekirse: Meselâ, ay ve güneş tutulmaları, astronomi uzmanları tarafından önceden biliniyor ve takvimlerde yazılıyor. Zamanı geldiğinde de, bu iki semâvî hadise gerçekleşiyor. Semada meydana gelen bu harika olaylar takvimdeki yazıya tâbi değil, tam tersine takvimdeki yazı, semâdaki hadiseye tâbidir. Aynen öyle de, Allah’ın ilmi kader noktasında öyle taallûk eder. Yani, irademizle hangi fiilleri yapacaksak, Allah öylece bilir ve bildiği için de yazar. Sorumluluk da irademize ait olur. İrademiz dışında cereyan eden kader programından ise, zâten sorumlu tutulacak değiliz. Yani, hangi coğrafyada doğacağımız, hangi anne ve babanın çocuğu olacağımız, boyumuz, suretimiz, ırkımız gibi irademiz dışında olan şeylerden, Allah bizi sorumlu tutmaz. Sadece, irademizle yaptığımız işlerden mes’ul oluruz.

Ehl-i Sünnet Vel Cemaatin kader inancında, kader sebeple sonuca bir taallûk eder. Her ikisini içine alır. Yani, şu sonuç, şu sebeple gerçekleşecek. “Öyle ise, denilmesin ki, ‘Madem filân adamın ölmesi, filân vakitte mukadderdir. cüz-i ihtiyarıyla tüfek atanın ne kabahati var? Atmasaydı, yine ölecekti?’ Sual: Niçin denilmesin? Elcevap: Çünkü, kader onun ölmesini onun tüfeğiyle tayin etmiştir. Eğer onun tüfek atmamasını farz etsen, o vakit kaderin adem-i taallûkunu farz ediyorsun. O vakit ölmesini ne ile hükmedeceksin? Yalnız Cebrî gibi, sebebe ayrı, müsebbe (sonuca) ayrı birer kader tasavvur etsen veyahut Mutezile gibi, kaderi inkâr etsen, Ehl-i Sünnet Vel Cemaati bırakıp fırka-i dâlleye girersin. Öyle ise, biz ehl-i hak deriz ki, ‘Tüfek atmasaydı, ölmesi bizce meçhul. Cebrî der: Atmasaydı yine ölecekti. Mutezile der: ‘ Atmasaydı ölmeyecekti.”  (Sözler s. 431)

Şu açıklamalar, kader inancında istikameti, Ehl-i Sünnetin muhafaza ettiğini gösteriyor. Yani, bir olay vukua gelmeden biz kader noktasından her hangi bir yorum yapmıyoruz. Vukua geldikten sonra ise, kaderin bu noktadaki hükmünü anlıyor ve  o hükme teslim oluyoruz. Fakat, maalesef Mutezile inancının yanlış ve gerçeğe aykırı nice sapık fikirleri, ekser Müslümanların fikirlerini de etkilediği gözlerden kaçmıyor.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)

Reklam

Yorum Yap