Hayat

İSTİKAMET ÜZERİNDE KALMAK

Hud Suresindeki “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!”ayeti nâzil olduğu zaman Sevgili Peygamberimiz (asm) “Beni Hud Suresi ihtiyarlattı.”buyurmuştur.

Hakikaten, istikamet üzere dosdoğru olmak ve bu özelliğini ömür boyu korumak, her Müslümanın en zor fakat en önemli vazifesidir.

Cenab-ı Hakkın insan bedeninde yerleştirdiği ruhun yaşayabilmesi için verdiği akıl, gazap ve şehvet kuvvelerini hadd-i vasat üzere kullanmak, onların istikameti olan hikmet, şeceat ve iffeti netice verir. Bunların dışında o kuvveleri kullanmak, onların dalâletini ve yoldan çıktığını gösterir. Bu duyguların istikamet içinde kullanılması, ancak tahkiki ve kuvvetli bir imanla mümkündür. Aksi takdirde, ifrat ve tefrite düşmek kaçınılmaz olur.

Şimdiki hâl-i âlem ve toplum hayatındaki çürüme ve bozulmalar, fitne ve kargaşalar, ifrat ve tefritlerin kol gezmesi, iman zayıflığının en açık belgeleridir. Bundan dolayı Bediüzzaman Hazretleri “Eğer biz doğru İslâmiyeti ve İslâmiyete lâyık doğruluğu ef’alimizle (yaşantımızla) izhar etsek, elbette sair dinlerin tâbileri cemaatlerle İslâmiyete girecekler. Hatta, küre-i arzın bazı kıt’aları ve devletleri de fevc fevc İslâm’a dehalet edecekler.”demektedir.

Kaynağı İslâm olan her Müslümanın imtihanı Kur’an’ın bütününe uygun bir hayatla istikametini korumak olduğu halde, Kur’an’ın bu asırda en son dersi olan Nur Risalelerinden feyiz alan Nur Talebelerinin ikinci bir imtihanı daha vardır. Zübeyir Ağabeyin ifadesiyle, Bediüzzaman’ın diyanet, siyaset, cihad ve devlet yönetim biçimini de izah eden mesleğinin ölçü ve prensiplerine sadâkatla bağlılığını muhafaza etmektir. Yoksa, iman noktasında hidayette olduğu halde, meslekte sapıtmayı netice verir.

Bahsi geçen önemli noktayı Bediüzzaman şöyle tespit eder: “Cadde-i Kübra-yı Kur’aniye olan şu mesleğimizden şimdi ayrılanlar, bize düşman olan dinsizlik kuvvetine bilmeyerek yardım etmek ihtimali var.” (İhlâs Risalesi) Bu açıdan mesleğe sadâkat cihetindeki hassasiyet devamlı korunmalıdır.

asyanur.info

Yorum Yap