Anadolu Seyahat Notları

İSTANBUL’UN MÂNEVİ FETHİ- 2 (GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ…)

Reklam

(Dünden devam)

Fetihten önce, İstanbul’un fethinin mümkün olmadığını ve onun ancak Hazret-i mehdi tarafından fethedileceğini söyleyen ve kendisine soran âlimlere, Fatih’in hocası Akşemsettin Hazretleri şöyle bir izah getirdi: “İstanbul’u önce Sultan Mehmet Han Hazretleri fethedecektir. Daha sonra Frenkler alacaklar. Hazret-i Mehdi, işte onlardan sonra İstanbul’u kurtaracak ve mânen fethedecektir.”

Bediüzzaman Hazretleri de bu konuya başka bir açıdan açıklama getiriyor: ” Hazret-i Mehdi’nin cemiyet-i nurâniyesi, Süfyan komitesinin tahribatçı rejim-i bid’akârânesini tamir edecek, sünnet-i seniyeyi ihya edecek. Yani, âlem-i İslâmiyette Risalet-i Ahmediyeyi (asm) inkâr niyetiyle Şeriat-ı Ahmediyeyi (asm) tahribe çalışan Süfyan komitesi, Hazret-i Mehdi cemiyetinin mu’cizekâr mânevi kılıcıyla öldürülecek ve dağıtılacak.” (Mektubat s.    )

Dahildeki cihad, silahla ve maddi kuvvetle yapılamayacağından ve “Birisinin hatasıyla başkası hatakâr olmayıp, kimse kimsenin günahını yüklenmez.” mealindeki ayetlerle Kur’an buna izin vermediğinden, bahsi geçen cihad mânevidir. Mânevi tahribatı, mânevi ve ihlâs sırrıyla tamir etmek şeklindedir. Bu durumda, İstanbul’un ikinci defa fethedilmesi de mânevi bir fetih olur.

Bediüzzaman Hazretleri, İstanbul’a üniversitede okumak için gönderdiği Abdülmuhsin Alkonavi ve Ziya Arun gibi beş altı talebesine “Sizi, İstanbul’un mânevi fethi için gönderiyorum. Bilhassa gençler arasında Risale-i Nur hizmetlerini yayın ve imanlarını kurtarın.” demesi ne kadar anlamlıdır!

Eğitim Merkezinde, Risale-i Nur eğitimi aldıktan sonra, hayatını iman ve Kur’an hizmetine vakfederek, İstanbul ve Anadolu’nun muhtelif şehirlerinde vazife başına geçen, özellikle İstanbul’un yüzlerce mekânında binlerce Nur Talebesinin, iman hakikatleriyle toplumun taklidî olan imanlarını tahkik mertebesine yükseltmek için, bütün güçleriyle manevi hizmetlerine bizzat şahit olduktan ve öğrendikten sonra anlıyorum ki, İstanbul’un mânevi fethi çok yakındır.

Bediüzzaman Hazretlerinin, 1907 yılında otuz yaşlarında iken İstanbul’a gelip, üç yıl kadar orada kalması da boşuna değildir. Mânevi işaretlerin çoğalması, mânevi fethin çok yakın olduğunu gösteriyor, inşaallah.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları) (YouTube-Sami Cebeci ile canlı Risale-i Nur dersleri)

Reklam

Yorum Yap