İslam ve Kur'an Siyaset

İSLÂM VE DEMOKRASİ

Beşerî sistemler içinde en tekâmül etmiş şekli olan demokrasi, insan aklının ürünüdür ve sürekli tekâmül kaydetmektedir. Vahyin ürünü olan İslâmiyet, demokrasinin çok önündedir. Ancak, İslâm dini ve onun ihtiva ettiği prensipler, demokrasi prensiplerini dışlamaz, bilâkis kucaklar.

Yabancı bir düşünür olan Bernard Levis “Demokrasinin bir adım ötesi İslâmiyettir.”deme hakperestliğini göstermiştir. Bu itibarla demokrasiyi savunmak, İslâm’ı savunmaya ters düşen bir durum değildir. Zira, Bediüzzaman’ın ifade ettiği gibi “Asıl Şeriatın meslek-i hakikiyesi meşrutiyet-i meşruadır.” yani, diğer bir tabiriyle dindar bir cumhuriyet veya İslâmî demokrasidir.

İslâm dini ile demokrasi arasındaki muvafakatı bilemeyen ve dinde nasibi az olanların hâşâ “Kahrolsun Şeriat!” diye bağırmaları ya dinsizliklerinden, ya cehaletlerinden, ya da Şeriatı siyasal İslâmdan ibaret sanmalarındandır. O şekilde bağıranlar bilgilendikleri ve gerçeği öğrendikleri zaman, kastettikleri mânâya göre mutlaka tövbe etmeleri gerekir.

Hukukun üstünlüğüne dayalı kanun hâkimiyeti ve çoğunluğun kararlarına uyulması anlamına gelen demokrasinin, kahir ekseriyeti Müslüman olan bir topluma muhalefeti olmaz. Şayet onu incitecek uygulamalar oluyorsa, o demokrasiden dolayı değil, demokrasinin gerçek anlamda uygulanmamasından kaynaklanıyor demektir. Büyük bir ekseriyetin Müslüman olduğu bir toplumda, demokrasi herkesin inancını serbestçe yaşamasına en geniş anlamda imkân veren bir sistemdir. Biz, dünya standartlarında ileri bir demokrasiyı İslâm adına savunuruz.

Bununla beraber, büyük çoğunluğu Müslüman olan bir toplumda, dini tekeline alarak yapılan yanlış bir siyaseti ve görünen fahiş hataları da savunmak zorunda değiliz.

Özetle, İslâm adına samimi olarak demokrasiye sahip çıkmada huzur ve saadet var, aksi halde ihtilaf ve kargaşa vardır. Biz, huzur ve sadetten yanayız.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)

Yorum Yap