İman ve İbadet

İRADE VE İBADET İLİŞKİSİ

Mahlûkatın en şereflisi olarak yaratılan insana; hayvan, cin ve meleklere dahi verilmemiş cihazlar ve duygular verilmiştir. O cihaz ve duyguların her birisinin, kendisine ait çok ehemmiyetli vazifeleri vardır.

Mesela, zihin ve akıl denilen en kıymetli cihazın vazifesi marifetullah ve Allah’ı tanımak olduğu gibi, iradenin vazifesi de Allah’a ibadet etmektir.

İbadet, Allah’ın hem emirlerine hem de yasaklarına itaat etmekten ibaret geniş bir kavramdır. Sadece emredileni yapmak değildir. Aklî ve vicdanî olan iman ve itikatla alâkalı hükümler, ibadetle terbiye ve takviye edilmezse, o imanın tesiri pek zayıf kalır. Toplum hayatında görülen Müslümanca yaşamaktaki zaaflar bunun en açık bir delilidir.

Allah’ın emir ve yasaklarına boyun eğmeyi ve itaat etmeyi temin eden, Allah’ın akıl ve kalplerde yerleşmiş olan azamet ve büyüklüğüdür. Gerçek anlamda Allah’ı bilemeyen ve büyüklüğünü idrak edemeyen bir Müslüman, hakkıyla Ona kulluk yapamaz. İşte, başta beş vakit namaz olarak, tekrarlanmak suretiyle yenilenen ibadetler sayesinde, duygular terbiye edilerek gelişir ve Allah’ın büyüklüğü akıl ve kalplerde kök salar ve yerleşir.

İbadet, fikirleri Cenab-ı Hakka yöneltmek içindir. Çünkü insan kesrete ve çokluğa müpteladır. Gaflet ise, onun her zaman düşebileceği en tehlikeli çukurdur. Gafletin en büyüğü de Allah’ı unutmak ve başıboş olduğunu sanmaktır. İbadet, zihinleri kesretten vahdete döndürür. Her an kendisini ve bütün kâinatı birden gören ve tek olan Allah’a yöneltir. Zihni gafletten kurtarıp, huzur makamında olduğunun şuuruna erdirir.

Ne mutlu ibadet vasıtasıyla her an Allah ile birlikte olduğunun şuurunda olanlara!

asyanur.info

 

Yorum Yap