Pırıl pırıl nuranî bir sima, sakin ve kararlı bakışlar, insanın içine huzur veren gülümseyen bir çehre, Risale-i Nur dâvâsına, meslek ve meşrebine sadâkatla bağlı çelikten bir irade, maddi ve manevi imkânlarıyla iman hizmetine sahip çıkan yüksek bir gayret; bununla birlikte yaptıklarını sadece bir iki kişinin bildiği samimi bir ihlâs, hülâsa bir çok meziyetlerin bir araya toplandığı muhterem bir şahsiyet. İnebolu fedakârlarından Said Yılmaz Ağabeyden bahsediyorum.
1995 yılının Temmuz ayında tanımıştım onu. Cemaat çocuklarından meydana gelen kırk beş kişilik iki ayrı grupla, iki bölüm halinde okuma programı için gittiğimiz İnebolu’da, diğer dostlarımız gibi bize en çok sahip çıkan ve hizmet edenlerden birisiydi o. On beş gün gibi kısa bir zaman beraber olmamıza rağmen, aynı dâvâya gönül vermekten kaynaklanan bir muhabbetle kırk yıllık bir ahbap gibi olmuştuk. Yaşı henüz elliye varmamış genç ve dinç bir dâvâ adamıydı.
Bir gün odamın kapısı açıldı, içeriye İnebolulu bir genç girdi ve beraber kaldığımız fakülteli kardeşimiz ağlamaklı bir sesle “Said Yılmaz Ağabey vefat etmiş.” dedi. Birden başımdan kaynar su dökülmüş gibi bir hisse kapıldım. Ne diyeceğimi şaşırdım. Beklenmedik bu haber karşısında âdeta şok olmuştum. “İnna lillah ve inna ileyhi raicun.” dedim.
Bir müddet suskunluktan sonra nasıl vefat ettiğini sordum. “Kastamonu il meşveretine giderken, arabada aniden kalp krizi geçirmiş ve ruhunu teslim etmiş.” dedi genç kardeşim. Bunu duyunca hüzünle karışık bir sevinç hissettim. Zira, Allah yolunda koşarken, Allah’ın dinini yüceltmek için, Allah’ın emrettiği meşverete giderken ölene ölü denilir mi? “Allah yolunda ölenlere siz ölü demeyin, onlar diridirler, lâkin siz bilemezsiniz.” ayeti bu gerçeği haber veriyordu.
Berzah memleketine yolcu edildiği gün, önemli olan bazı engellere binaen uğurlamaya gidemediğimiz Said Ağabeye, on beş gün sonra taziye için bir grup kardeşimizle Ankara’dan yola çıktık. Ilgaz ve Küre dağlarını sür’atle aşarak, kısa zamanda İnebolu’ya ulaştık.
Said Ağabeyin kardeşlerine taziyelerimizi arz ederken öğrendiğimize göre, hiç bir hastalığı olmayan bu muhterem insan, üç gün önce katıldığı derste, Birinci Mektuptaki hayat mertebelerini, özellikle şehitlerin kabir âlemindeki vaziyetleriyle çok ilgilenmiş ve sık sık sorular sorarak konunun derinlemesine anlaşılmasına vesile olmuş. (Devamı yarın)
asyanur.info samicebeci.net (YouTube- Sami Cebeci videoları) (YouTube-Sami Cebeci ile her akşam canlı Risale-i Nur dersleri)

