Hatıralar Geçidi

İKİ MEŞVERET HEYETİ BİR ARADA- 2 (HATIRALAR GEÇİDİ- 20)

Reklam

(Dünden devam)

Orhan bey “Mâli sekreter olarak Abdullah kardeş de tapu ve dükkân hakkında bilgi versin.” dedi. Abdullah “Biz, İrfan ağabeyle Geredeli Ahmet beye gittik. Binayı hizmet için yaptığını ve kendisinin her hangi bir talebinin olmadığını ve Özkan Eğitim Vakfına tapuyu alabileceğimizi söyledi. Bunun üzerine, Recai kardeşle gittiğimiz tapu sicilde, birinci kat ile dubleks dairenin tapusunu Sami Ağabeyden teslim aldık. Ancak, Niğdeli Ahmet bey kendisine ait olan dükkân ile iki nolu dairenin kendi üstünde kalmasını ve hizmete böyle devam edilmesinden yana olduğunu ifade etti. Bu safhadan sonra ona tapu için ısrar edilmesi doğru olmaz.” dedi.

Bunun üzerine bizim heyetten Sabahhattin kardeş söz aldı ve “İhsan kardeşin suç gibi gösterdiği beş madde, aslında cemaat içinde büyütülecek bir mesele değil. Zaten, Sami Ağabey bu konudaki gerekçelerini söylemişti. Dükkânın işletilmesi de mecburiyetten oldu. Bizler şahidiz, kimse sahiplenmeyince, yine meşveretin tasvibiyle Sami Ağabeyin üstünde kaldı. Üç seneye yakındır gayet güzel de gidiyor. Sami Ağabeyin yapması gereken iman ve Kur’an hizmetlerine hiç bir zaman engel olduğunu da görmedik. Alıcısı varsa hemen devretmeye hazır olduğunu hep söylüyor. Her hangi bir direnci yok. Bu kadar üstüne gidilmesini de şahsen doğru bulmuyorum. Siz ondan ne istiyorsunuz?” diyerek, sözünü bitirdi.

Konuşmaların üzerinden iki saatten fazla bir zaman geçmişti. Sabırla sonuna kadar dinlemeyi tercih etmiştim. Konuşma zamanımın geldiğini düşünüyordum. Toplantı bitmek üzereydi. Söz istedim fakat Orhan bey “Lavobaya gitmem gerekiyor, müsaadenizle.” dedi. O halde sen gelince konuşayım.” dedim. Orhan bey gidince Ali Ağabey “Bana kalırsa sen konuşma.” dedi. Ben de “Neden konuşmayayım? Hem benim ne konuşacağımı sen nereden biliyorsun? Belki müspet şeyler söyleyeceğim.” dedim.

Bu arada Orhan bey geldi ve konuşmaya başladım: “Arkadaşlar! Bu cemaat içinde kırk iki seneden beri iman ve Kur’an hizmetleri için çalışıyorum. Hiç bir zaman bu cemaat içinde problemler eksik olmadı. Ancak ben, bu cemaat içinde önce problem bir adam olmamayı kendime en büyük hizmet kabul ettim. İki üç makalemde bunun dile getirdim. Kırk sene sonra, gelir gelmez meşveret sekreteri olan Orhan beyle bir tartışmamız oldu. Sonra, karşılıklı özür dileyerek bu olayı kapattık. Ancak, Orhan beyin bu meseleyi hâlâ bitirmediği ve meşveret heyetinden bazı arkadaşları da yanına alarak, hadiseyi bu noktaya kadar getirdiği ve işi kurt kuzu hikâyesine döndürdüğü anlaşılıyor. Âdeta intikam operasyonu gibi bir durum var. Bunun böyle devam ettirilmesi ne ona ve ne de bana bir faydası yok. Aksine hizmete zararı oluyor. Üstad Hazretleri ‘Bir mümin kardeşe adavet ettiğim zaman, onun bir muaccel cezası olarak bana elemi çektiriliyor.’ diyor. Bizim meselemiz de aynen buna benzedi. Ben, bu konunun bu akşam bitirilmesini ve herkesin kendi hizmetine bakmasını talep ediyorum.” dedim.

“Yatsı namazını kılalım.” dediler. Onlar namaza başlarken, ben yukarıya abdest almaya çıktım ve namazın farzına yetiştim. Namazdan sonra Ali Ağabey “Arkadaşlar! Sizden bir ricam var. Konuşulacak konuların hepsi konuşuldu. Herkesin niyeti, sadece hizmetin selâmeti. Gelin kucaklaşalım ve helâlleşelim. Bu işi burada bitirelim. Bir daha başka yerlerde bunları konuşmayalım.” dedi. Bunun üzerine kucaklaşıp helâlleştik ve bu konuyu da böylece kapattık.

Haziran ayı boyunca rutin hizmetlerimiz ve okuma programlarımız  devam etti. Ankara ve Anadolu’nun değişik yerlerinde yüze yakın grupların okuma programları yapıldı. Olumsuz olayların yanı sıra, böyle güzel hizmetler de birbirini takip ediyordu. Bunlar için Allah’a ne kadar şükretsek yine azdı. (Devamı yarın)

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları) (YouTube-Sami Cebeci ile canlı Risale-i Nur dersleri)

Reklam

Yorum Yap