Anadolu Seyahat Notları

HZ. MEVLÂNA DİYARINDA İKİ GÜN- 2 (GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ…)

(Dünden devam)

Sait ve Yasin kardeşlerle birlikte gittiğimiz ikinci bir gençlik grubunda altmış fazla öğrenci vardı. Toplantının seviyesi, sorulan soruların yüksek seviyesiyle doğru orantılıydı. Meslek ve meşrebimiz ve misyonumuz ile aktüel konularla alâkalı ders ve sohbet iki buçuk saat sürdü. Gerçekten hepimiz için faydalı ve yol gösterici bir toplantı olmuştu.

Fikir bütünlüğü olmayan cemaatler ne kadar çoğalırsa o kadar küçülürken, fikren bir beraber olan cemaatler ise, her zaman büyük ve değer verilen bir durumda olurlar. Bunu temin etmek ise, hepimize düşen bir vazifedir. Hormonlu büyütülerek genleri değiştirilmiş bir cemaat olmaktansa, orijinal özelliğini aynen koruyarak, gelecek nesillere bu emaneti devretmek, her hizmetin ve vazifenin üstünde olduğunu misallerle anlatmaya çalıştık.

Akşam namazından sonra, grup halinde bizi hava alanına kadar gelip uğurlama nezaketini gösteren gönül dostlarımıza şükranlarımızı sunuyor ve iman hizmetinde daha nice ihlâs ve şevk dolu yıllar diliyoruz.

Uçak havalandıktan sonra, gece karanlığında pencereden Konya’yı seyre başladım. Bir hayli zaman geçtiği halde hâlâ üzerinde uçuyorduk. O zaman bir milyonluk bir şehir olan Konya çok büyümüş. Pencere kenarında oturan yol arkadaşıma “Konya’nın bu kadar büyük olduğunu bilmiyordum.” dedim. Bunun üzerine sohbetimiz başladı. İstanbul’a kadar konuştuk. Temiz yürekli ve dürüst bir insandı. Benim dindar biri olduğumu anlayınca, samimi olarak gönlünü bana açtı. Biraz konuştuktan sonra ona “Allah’ın, kendisine altmış sene ömür verdiği bir kul âhiretini kazanamamışsa, Mahşer Günü o kulun Allah’a söyleyebileceği hiç bir mazereti olmaz.” hadis-i şerifini hatırlattım. Yolculuk bitmek üzereyken “Seni, benim yanıma Allah oturttu. Sana söz veriyorum. Bazı alışkanlıklarımı bırakıp, hemen namaza başlayacağım.” dedi Şaban adında ve tam altmış yaşında olduğunu söyleyen bu temiz yürekli insana, Allah’ın hidayet vermesini ve yardım etmesini dua ederek, telefon ve kartımı verip vedalaştık.

Sabiha Gökçen hava alanından Beşiktaş’a kırk beş dakikada ancak gelebildik. Orada bindiğim taksinin şoförüyle Vefa Lisesinin olduğu yere kadar sohbet ettik. O da, altmış yaşında olan biriydi. Bana döndü ve “Anlıyorum ki, artık benim de namazı erteleme hakkım kalmamış. Yarından tezi yok, ben de beş vakit namaza başlayacağım, inşaallah.” dedi. İki gün içinde böylesine hizmetlere vesile kıldığı için, Allah’a ne kadar şükretsek yine de azdır.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları) (YouTube-Sami Cebeci ile canlı Risale-i Nur dersleri)

Reklam

Yorum Yap