İman ve İbadet

HİDAYET NİMETİ VE KALPLERİN MÜHÜRLENMESİ

Reklam

Hidayet nimeti, Cenab-ı Hakkın kullarına ihsan ettiği en büyük bir nimettir ki, vicdanın da en büyük lezzetidir. İman ve hidayet nuru, kulun irade-i cüz’iyesinin sarfından ve hidayet nimetine müşteri olmasından sonra, Allah’ın o kulun kalbine aşıladığı bir nurdur. Kul, kendisi istemedikten sonra, Allah kimsenin kalbine iman nimetini verecek değildir.

“Kulum bana bir adım yaklaşırsa, Ben ona iki adım, o Bana yürüyerek gelirse, Ben ona koşarak giderim.”kudsi hadisi, Allah’ın kaybettiği kulunu, o kuldan daha fazla kazanmak istediğini ifade eder. Buradaki koşmak tabiri mecazi anlamdadır. İnsanın imana gelmesine, kulun irade-i cüz’iyesini Allah bir şart olarak ileri sürmektedir. “Sen sevdiklerine hidayet veremezsin, ancak Allah dilediğine hidayet verir.”mealindeki ayet, bu hakikate işaret etmektedir. İnsan imana müşteri olacak ve isteyecek, Allah da o insana iman nimetini ihsan edecektir. Bu dünyadaki imtihan sırrı bunu gerektirmektedir.

Bakara Suresi 5. ayette geçen “Sen inkâr edenleri korkutsan da, korkutmasan da birdir. Onlar inanmazlar. Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiş, gözlerine perde çekmiştir. Onlar için büyük bir azap vardır.”ayetini doğru anlamak lâzımdır. Allah onların kalplerini mühürlediği için inkâr ediyor değiller. İnsanın hem kendinde hem de etrafındaki varlıklarda bulunan Allah’ın varlık ve birlik delillerini inadına inkâr ettiklerinden, Allah da yılan ve akreplerin yuvası hükmüne geçen kâfirlerin kalplerini mühürlemiştir ki, başkaları ondan zarar görmesin. Yani, önce inkâr fiili insana ait oluyor, Allah da kâfirlerin kalplerini mühürlüyor. Öyleyse kimse “Allah kalbimi mühürlemeseydi ben kâfir olmaz, müminlerden olurdum. Ben ne yapayım?”diyerek sorumluluktan kaçamaz.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)

Reklam

Yorum Yap