Hz.Muhammed(ASM)

HAZRET-İ MUHAMMED’İN (ASM) MANEVİ ŞAHSİYETİ

İslâm dininden önceki cahiliye döneminde insanlık dehşetli bir manevi buhran yaşıyordu. Zulüm, kargaşa, savaş, cahillik, fakirlik ve vahşet gibi olumsuz şeyler toplumları kasıp kavuruyordu. İnsanlık bir kurtarıcı bekliyordu. Zira, eski peygamberlerin haberlerinde son bir peygamberin geleceği ve insanlığa dünya ve âhiret saadeti getireceği müjdeleniyordu.

Nihayet, Milâdî 571 yılının 20 Nisan’ında beklenen son peygamber dünyaya teşrif etti. Çocukluğunda bile  onun ileride büyük bir zat olacağı belli oluyordu. İki aylıkken babasını, altı yaşındayken annesini kaybeden o Sevgililer Sevgilisi, süt annesinin yanındayken bolluk ve bereket vesilesiydi. Herkesten farklı olarak süt annesi Halime’nin keçileri, otlaktan memeleri bol sütle dolu dönüyordu. Sa’doğulları kabilesi o varken bol yağmurlarla sulanıyor, her tarafta bereket açıkça görünüyordu. Kureyş kavmi içinde henüz peygamber olmamışken “Muhammedü’l Emin”ünvanıyla yad ediliyordu.

Kâinat denilen bu muhteşem ağacın ilk çekirdeği o idi. Ezelî olan Allah’ın ilk yarattığı şey, Onun nuruydu. Görünen ve görünmeyen bütün âlemleri onun nurundan yaratmıştı. Kâinat onunla bir anlam kazandı. Eğer o yaratılmayacak olsaydı, kânat mânâsız bir kitaptan ibaret kalacaktı. Cenab-ı Hak bir hadis-i kudside “Eğer seni yaratmayacak olsaydım, felekleri yaratmazdım.”buyurmuştu.

Bediüzzaman’ın ifadesiyle o, kâinat kitabının yazarı olan Allah’ın kudret kaleminin mürekkebidir. Kâinat bir cennet bahçesine benzetilirse o, onun Kur’an sahibi bülbülüdür. Kâinat sarayının teşrifatçısıdır. O sarayın hakikatlerini anlatıyor. Kâinat ağacının ilk çekirdeği olduğu gibi, aynı zamanda en mükemmel meyvesidir. O, bütün insanlığın sorduğu “Necisin? Nereden geliyorsun? Nereye gideceksin? Bu dünyada vazifen nedir?”gibi dehşetli ve hayretengiz suallere, Kur’an lisanıyla doğru cevaplar veriyor.

O, öyle bir peygamber idi ki, kısa zamanda büyük bir inkılap yaptı. Cahiliye dönemini kapatıp, yepyeni bir saadet devri başlattı. Yaptığı inkilabı baskıyla, dayatmayla değil, inandırarak ve sevdirerek yaptı. O, nefislerin terbiye edicisi, kalplerin sevgilisi, akılların muallimi ve ruhların sultanı oldu. İlmi, kardeşliği, adaleti barışı, medeniyeti, zenginliği ve asayişi tesis etti.

Onun sünneti,, insanlığa pusula ve yol haritası oldu. Cenab-ı Hak, onun sünnetini kastederek “De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız, bana uyun ki, Allah da sizi sevsin.”ferman etti. Kendisi de “Ümmetimin fesada uğradığı ve bozulduğu bir zamanda  kim benim sünnetime sımsıkı sarılırsa, yüz şehidin ecrini, sevabını kazanabilir.”müjdesini verdi.

O, hayatı boyunca hep itidal ve istikameti takip etti. Hiç bir zaman ifrat ve tefrite düşmedi. Bütün duygularıyla orta yolu tercih etti. İsraf ve cimrilik etmezdi. İnsanların en cömerdiydi.  Cerbezeden hoşlanmaz, aklı hep hikmet olan istikameti takip ederdi. İffetin doruk noktasındaydı. Yumuşak huyluydu. Fakat, insanların en cesur ve kahramanıydı. Hazret-i Ali (r.a.) “Harp şiddetlendiği zaman, biz Resülullah’ın arkasına saklanırdık.”diyordu.

O, hiç bir peygambere nasip olmamış mucizelere mazhar olmuştu. Binden fazla mucize göstermişti. Allah katında öyle yüksek bir makama sahipti ki, onun bir işaretiyle Cenab-ı Hak gökteki ayı ikiye bölmüş, on parmağından on musluklu bir çeşme gibi akıttığı su ile, susuz kalmış ordusuna yetecek kadar su ihsan etmiş, bir avuç attığı taş ve toprakla düşman ordusunu bozguna uğratmış, mübarek nefesi en dehşetli yara ve hastalıklara şifa olmuştu. Daha ötesi, Hazret-i Cebrail (as) refakatinde yedi kat gökleri geçmiş, cennet ve cehennemin ahvalini görmüş, Hazret-i Cebrail’i de arkada bırakarak, Sidre-i Münteha’da, Kab-ı Kavseyn makamında, Allah’ın zatını baş gözüyle görmeye mazhar olmuştu. Bu mucize sadece ona hastı. Asırlar boyunca ümmetinin işlediği hasenatın bir mislinin ona da verilmesiyle, manevi şahsiyeti ihata edilemeyecek kadar yüksek ve büyüktü.

Onun insanlığa ettiği büyük hizmetlerini takdir eden ve bir kısmı İslâm dinini seçen Batılı büyük mütefekkirler ve ilim adamları ondan sitayişle bahsetmişler ve Onun tarzında ve ahlâkında bir adam dünyaya reis olsa ve hükmetse, umumi barış ve saadeti temin edebilirdi.”demek kadirşinaslığını göstermişlerdi.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)

Yorum Yap